28 Aralık 2016

HZ. DAVUD (ALEYHİSSELAM)'UN DUASI 

İYİLİK VE GÜZELLİK DUASI
Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hz. Dâvud (aleyhisselâm)'un duaları arasında şu da vardır:
اللَّهُمَّ إنِّى أسْألُكَ حُبَّكَ وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ،
 وَالْعََمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِى حُبَّكَ.
 اللَّهُمَّ اجْعَلْ حُبَّكَ أحَبَّ إلىَّ مِنْ نَفْسِى وَأهْلِى وَمَالِى 
 وَمِنَ المَاءِ الْبَارِدِ. قالَ وَكَانَ النَبىُّ # إذَا ذَكَرَ دَاوُدَ تَحَدَّثَ عَنْهُ بِقَوْلِهِ كَانَ أعْبَدَ البَشَرِ
"Allahım!;

Senden sevgini
 ve seni sevenlerin sevgisini 
ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli taleb ediyorum. 

Allah'ım! 
Senin sevgini
 nefsimden, 
âilemden,
 malımdan, 
soğuk sudan daha sevgili kıl."
Ebû'd-Derdâ der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Dâvud'u zikredince, onu "insanların en âbidi (yani çok ve en ihlaslı ibadet yapanı)" olarak tavsif ederdi."
 [Tirmizî, Da'avât 74, (3485).]
AÇIKLAMA:
  • "Hubbuke..." (sevgini) tâbiri, masdarın fâil veya mef'ûle izâfesidir. Yâni fâile izâfesi olunca mâna: "Bana olan sevgini" demek olur. Mef'ûle izâfe olunca mâna, "sana olan sevgimi" olur. Birinci daha muvafık gözükmekte. Zîra Allah'ın, kendisini (Hz. Dâvud'u) sevmesini istemek daha uygun gelmektedir. "Seni sevenin sevgisini..." cümlesinde de masdarın mef'ûl veya fâile izâfesi daha uygun gözüküyor, mâna şöyler olur: "Âlimlere olan muhabbetinle beni sevmeni istiyorum." Fâile izâfe olunca mâna, "Seni sevenleri sevmeyi nasib et" şeklinde olur. 
Nitekim bir başka dua şöyledir;

حَبِّبْنَا الى اَهْلِهَا وَحَبِّبْ صَالِحِى اَهْلِهَا إلَيْنَا

"Bizi ora ehline sevdir, ora ehlinden sâlih olanları da bize sevdir.
Nitekim âyet-i kerimede de: يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ "... (Allah) onları sever, onlar da O'nu severler..." (Mâide 54) buyurmuştur. Yani hem insanların Allah'ı sevmesi, hem de Allah'ın insanları sevmesi mevzubahistir.
Keza, "Senin sevgine beni ulaştıracak ameli..." cümlesinde senin sevgin ayrı iki ihtimale muhtemeldir: "Seni bana sevdirecek..." veya "beni sana sevdirecek ameli" mânaları câizdir.
  • Hz. Dâvud'un "insanların en âbidi" olmasını bâzı âlimler, "devrindeki insanların en âbidi" diye kayıtlamıştır. Ancak Aliyyü'l-Kârî, "Itlakı üzere bırakılabilir, zîra ibadetçe en ilerde olması, ilimce, faziletçe de üstün olmasını gerektirmez" diyerek Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bazı yönlerden efdaliyeti meselesine tezad arzetmeyeceğine ima eder.

HZ. DAVUD (ALEYHİSSELAM)'UN HAYATI

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleymân aleyhisselâmın babsıdır. Kudüs"te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur"ân-ı kerim"de on altı yerde geçmektedir.
Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmdan sonra, İsrâiloğullarına birçok peygamberler gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrât"ın hükümleriyle amel etmeye dâvet ettiler. Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrâiloğulları, Tevrât"ın hükümlerini değiştirdiler, peygamberlerini dinlemediler, ahkâkları tamâmen bozuldu.
Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût"u karşılarına belâ gönderdi. Câlût, İsrâiloğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Tâlût isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koydu. Câlût"un üzerine yürüdü. Tâlût"un ordusunda bulunan Dâvûd aleyhisselâm, Câlût"u öldürdü. Tâlût"un ölümünden sonra, Dâvûd aleyhisselâm İsrâiloğullarının hükümdârı oldu. Bir müddet sonra Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazifesi ve Zebûr adlı kitabı verdi. İnsanları Allahü teâlânın dinine dâvet etti ve adâletle hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının birkısmını fethederek memleketi genişletti. Kudüs"ü başkent yaptı. Ayrıca Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan"ı da fethetti.
Mescid-i Aksâ adıyla Kur"ân-ı kerimde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleymân aleyhisselâma vasiyet ederek, yüz yaşında vefât etti. Kabrinin Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir. Dâvûd aleyhisselâmın çok güzel ve tesirli sesi vardı.
Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitabı geldi. Bu kitap, manzum şekilde olup, eski manzum kitapların en meşhurudur. Zebûr, meşhur dört ilâhi kitapdan biri olup, Tevrât"tan sonra gönderilmiştir. Vâz ve nasihat şeklinde olup, Tevrât"ı kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye çağırdığından, Tevrât"ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Dâvûd aleyhisselâm, hazret-i Mûsâ"nın getirdiği dini kuvvetlendirdiğinden resûl olmayıp, Beni İsrâil"e gönderilen nebilerden biridir.
Dâvûd aleyhisselâm çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi namaz kılarak ibâdetle geçirirdi. Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu. Bir gün oruç tutar, öbür gün tutmazdı. Allahü teâlâ mûcize olarak dağları, taşları, kuşları onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebûr"u okumaya başlayınca, kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebûr"u tekrar ederlerdi. Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâma demiri ateşe sokmadan ve dövmeden istediği şekli verebilme mûcizesi verebilmişti.
Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazinesinden birşey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Dâvûd"un huzûruna gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Kur"ân-ı kerimde Bakara, Nisâ, Mâide, En"âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok âyet-i kerimelerinde Dâvûd aleyhisselâmdan bahsedilmektedir.
Dâvûd Aleyhisselâm İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleymân aleyhisselâmın babsıdır. Kudüs"te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur"ân-ı kerim"de on altı yerde geçmektedir. Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmdan sonra, İsrâiloğullarına birçok peygamberler gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrât"ın hükümleriyle amel etmeye dâvet ettiler.
Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrâiloğulları, Tevrât"ın hükümlerini değiştirdiler, peygamberlerini dinlemediler, ahkâkları tamâmen bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût"u karşılarına belâ gönderdi. Câlût, İsrâiloğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Tâlût isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koydu.
Câlût"un üzerine yürüdü. Tâlût"un ordusunda bulunan Dâvûd aleyhisselâm, Câlût"u öldürdü. Tâlût"un ölümünden sonra, Dâvûd aleyhisselâm İsrâiloğullarının hükümdârı oldu. Bir müddet sonra Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazifesi ve Zebûr adlı kitabı verdi. İnsanları Allahü teâlânın dinine dâvet etti ve adâletle hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının birkısmını fethederek memleketi genişletti.
Kudüs"ü başkent yaptı. Ayrıca Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan"ı da fethetti. Mescid-i Aksâ adıyla Kur"ân-ı kerimde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleymân aleyhisselâma vasiyet ederek, yüz yaşında vefât etti. Kabrinin Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir. Dâvûd aleyhisselâmın çok güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitabı geldi.
Bu kitap, manzum şekilde olup, eski manzum kitapların en meşhurudur. Zebûr, meşhur dört ilâhi kitapdan biri olup, Tevrât"tan sonra gönderilmiştir. Vâz ve nasihat şeklinde olup, Tevrât"ı kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye çağırdığından, Tevrât"ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı.
Dâvûd aleyhisselâm, hazret-i Mûsâ"nın getirdiği dini kuvvetlendirdiğinden resûl olmayıp, Beni İsrâil"e gönderilen nebilerden biridir. Dâvûd aleyhisselâm çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi namaz kılarak ibâdetle geçirirdi. Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu.
Bir gün oruç tutar, öbür gün tutmazdı. Allahü teâlâ mûcize olarak dağları, taşları, kuşları onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebûr"u okumaya başlayınca, kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebûr"u tekrar ederlerdi. Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâma demiri ateşe sokmadan ve dövmeden istediği şekli verebilme mûcizesi verebilmişti.
Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazinesinden birşey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Dâvûd"un huzûruna gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Kur"ân-ı kerimde Bakara, Nisâ, Mâide, En"âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok âyet-i kerimelerinde Dâvûd aleyhisselâmdan bahsedilmektedir.
Bu arada şehri kaplayan kara dumanlardan kurtulmak isteyen halk, Allahü Teala'ya yalvarmış ve tövbe etmiştir. Şehrin üzerini kaplayan kara dumanlar dağılmış, halk belalardan kurtulmuştur.

Bu yazı, dualar, davud peygamber duası, hz. davud hayatı, hz. davud 99 koyun, hz. davud kıssası, kur'an kıssaları, kuranı kerimden kıssalar kısa ile ilgilidir.

0 YORUM:

Yorum Gönderme