15 Nisan 2017

ORUÇ VE İNSAN



ORUÇ VE İNSAN


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ
كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı."   

Orucun Şahsiyet İnşasındaki Rolü

Ramazan ayı oruç ayıdır. Oruç madden ve manen kişiyi olgunluğa eriştiren, kemale ulaştıran bir ibadettir. Bu fırsatı iyi değerlendirerek hayatını düzene sokan insanın, manevî kazanımlarını sürekli kılması kendi elindedir. Her yıl tekrar eden ramazan ayı, daha önce fırsatı kaçırmış olanlara her şeye yeniden başlama imkânı sunmakta, hatalardan samimiyetle dönenler için ömrün tamamını kâra çevirme şansını tanımaktadır. Oruç ibadeti için Rabbimiz bizlere: 
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı." ayetini indirmiştir. 

Peygamber Efendimiz de; 

Selman-ı Farisi Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şaban ayının son gününde Ramazan Ayı ve Orucu ile ilgili bize okuduğu bir hutbede şöyle buyurdu;

“Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.”
“Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.”

“Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları meşru kıldı.”

“Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
“Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.”

“Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşak katlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.”

“Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.”

“Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Ashab-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” bu yurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.”

“Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.

“Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız, diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız.”

“Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, Kelime-i Şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir.”

“Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri Cehennemden Allah’a sığınmaktır.”

“Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cenne’te girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.”

müjdelerini vermiştir. 

Oruç tutmak nefse hakim olmayı öğretmektedir. Oruç tutan mü’minler nefislerini bir ay boyunca dizginleyecek, sadece aç kalıyor gibi görünmeyecek ve nafile namazlardan mukabeleye kadar birçok sünnetini ihya ettiğimiz Peygamber Efendimiz gibi, bu ayı ibadetlerle taçlandırırken, sosyal alandaki temsilini de ihmal etmeyecektir. Özellikle sadece bedenine değil, ruhuna da oruç tutturanlar, dilini kötü sözlerden, aklını yanlış düşüncelerden, kulağını hatalı şeyleri (sözleri) dinlemekten, gözü ile yanlışa bakmaktan, eli ile yanlışı tutmaktan, ayağı ile yanlışa gitmekten ve mideyi, haram lokma yemekten koruyanlar Cennete Reyyan kapısından gireceklerdir.
Bununla birlikte bazılarımız tuttuğu oruç ya da kıldığı namazla tutarlı olmayan tutum ve davranışlar içinde olabiliyor.

Bir tüccar düşünelim. Beş vakit namaz kılıyor; kasası da para dolu; ama borcunun ödeme zamanı gelince "param yok, daha sonra ödeyelim" diyor. Eğer birisi bu tüccarın bu davranışını fark edip kendisini uyaracak olursa, "O iş ayrı, bu iş ayrı. Namazla karıştırmayın." diye cevap veriyor. Acaba gerçekten namaz ile ticaret ayrı mı? Namaz kılan bir insanın, işinde, ticaretinde ve hayatın her safhasında dürüst olması gerekmez mi? Aynı şekilde bütün ibadetlerini harfiyen yerine getiren başka bir Müslüman iş adamı söz verdiği mallardan daha düşük kalitede malları gönderiyor. O zaman bu kişinin, tuttuğu oruç ile tutarlı davrandığını söyleyebilir miyiz? Bir araba sürücüsü, oruçlu olduğu halde önüne gelene bağırarak arabayı sürüyor. Oruç tutmak ve küfür etmek tutarlı bir davranış mı?
Oruç ibadeti insanların sözlerine, dillerine ve sinirlerine hâkim olmalarını gerektirir.

Ramazan ayı; Allah’a layık kul Resulüne de layık ümmet olmanın en önemli vesilelerinden biridir. Rahmet ikliminde bir ay oruç tuttuktan sonra kendilerini sinirli kabul eden insanlar daha yumuşak ve hoşgörülü olmuyorlarsa ve kötü davranışlarını terk ederek iyi bir insan, kaliteli bir mümin olmanın yollarını aramıyorsa, oruç tutmak sadece sahurla iftar arasında aç ve susuz kalmak mıdır? Yalan söylemek orucu bozanlar listesinde yok diye, yalan söylenebilir mi? İbadetlerimizin, aynı zamanda, bizim iyi ve doğru insanlar olmamızla ilgisi yok mudur? 
Kalbimizi ve bütün organlarımızı kötülüklerden kurtarmak ve ibadetlerle Allah’u Teâlâ'nın sonsuz rahmet ve mağfiretine erişmek için, bu ayın iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. 
Yazımızı Sevgili Peygamberimizin bir hadisiyle tamamlayalım. 
“Oruç bir kalkandır. O halde oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu kendisiyle çekişip kavga etmek isteyen kişiye ‘ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin...” 






Bu yazı, cuma, oruçla ilgili hutbe, oruçla ilgili ayetler, orucun faydaları, orucun toplumsal faydaları, orucun bireysel faydaları, orucun fazileti, orucun fazileti ile ilgili hadisler, orucun insana kazandırdıkları ile ilgilidir.

0 YORUM:

Yorum Gönder