28 Nisan 2017

SELAM

GÜVEN VE MUHABBET KÖPRÜSÜ

SELAM

SELAM Allah’a ve Resulüne iman etmiş gönüllere selam olsun! 
Cumanız mübarek olsun! 
Ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

وَاِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَٓا اَوْ رُدُّوهَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَس۪يباً ﴿٨٦  
“Size selam verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya misliyle karşılık verin. Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.”(Nisâ, 4/86)
Hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:

HADİSİŞERİF

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz! Birbirinizi sevmedikçe de kâmil anlamda iman etmiş olamazsınız! Size birbirinizi sevmenize vesile olacak bir davranış öğreteyim mi? Aranızda selâmı yayın!”(Müslim, İman) 
Yüce Rabbimizin isimlerinden biri de “Es-Selam”’dır. Rabbimiz, barış ve esenliğin kaynağıdır. Bu yüzden bizler, her namazımızın ardından O’nun “Selam” adını anarız.
“Allahümme ente’s selâm ve minke’s selâm. Tebârekte ya ze’l-celâli ve’l-ikram!” deriz.
Yani “Alah’ım sen Selâm’sın. Barış, eman ve güven Senden gelir. İzzet ve İkram Sahibi Rabbim, Sen ne kadar yücesin!” diye sesleniriz. 
Bizleri selâmete ve hidayete erdirmesini, huzur ve emniyet içinde yaşatmasını Rabbimizden niyaz ederiz.

Selam, müminin şiarıdır. Korku, endişe, keder ve tehlikeden uzak olmanın, sükûn ve güvenin adıdır. Onun için bizler, tanıdığımız tanımadığımız bütün müminlere selam verir, güven ve muhabbet bağları kurarız. Söze başlarken ;
“selâmun aleyküm”
“Allah’ın selamı üzerinize olsun”
 der, iyi niyetlerimizi duaya dökeriz. 

Selam;
Dost olduğumuza ve bizden zarar gelmeyeceğine dair karşımızdakine verdiğimiz teminattır. 
Küslüğü ve kini unutup kardeş kalma ahdidir. 
Zira tebessümle verilen bir selam, kırgınlıkları ve endişeleri yok eder. Yürekleri birleştirir, şefkat ve nezakete vesile olur. 

Selam sıradan bir ifade, gündelik bir alışkanlık değildir. Kilitli kapıları açan, gönüller yapan kıymetli bir anahtardır. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s) hicret yolculuğu sonunda Medine’ye ulaştığında, kendisini büyük bir heyecanla karşılayan kalabalığa şöyle seslenmiştir(Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 42)
“Ey insanlar!”
 أَفْشُوا ال سَلاَمَ “Selâmı yayın!”
وَأَطْعِمُوا ال طَعَامَ “Muhtaçlara ikramda bulunun!”
وَصِلُوا الأرْحَامَ “Akrabayı gözetin!”
وَصَل وا بِالل يْلِ وَال نَاسُ نِيَام “İnsanlar uykudayken namaz kılın!” 
تَدْخُلُوا الْجَ نَة بِسَلاَ م “Ve selâmetle cennete girin!”

Rahmet Peygamberi Efendimiz, hayatı boyunca selamı dilinden eksik etmemiştir. Kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla çocuğuyla kimseyi selamsız bırakmamıştır. O(Ebû Davud, Edeb, 132-133);
“İnsanların Allah katında en makbul olanı, selama önce başlayandır.” 
buyurmuş ve kabristanın sakinlerine bile selâm vermiş, esenlik dilemiştir.
Peki! 
Böyle bir peygamberimiz varken bizler yanı başımızdaki komşumuzu nasıl tanımadan geçer gideriz? 
Akrabamızı, yakınlarımızı nasıl selamsız sabahsız bırakırız? 
Her biri bize emanet olan yoksulları, yetim ve kimsesizleri nasıl görmezden geliriz? 
Unutulmamalıdır ki, Allah’ın selamını esirgemek en büyük cimriliktir. “Selâm verirsem borçlu çıkarım” diye korkanlar şunu bilmelidir ki, aslında mümin selâm vermedikçe borçlanır. Çünkü Peygamberimiz;
Müslüman’ın Müslüman üzerindeki haklarını sayarken, selâm vermeyi de zikretmiştir.(Müslim, Selâm, 5)

Selâmın dili evrenseldir. Çünkü Rabbimizin Selâm adı, bütün âlemi kuşatmıştır. Rengi, ırkı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun insan, selama muhtaçtır. Zaman ve mesafe, esenlik rüzgarının önünü kesemez. Uzak coğrafyalardan Medine’ye, Peygamberimize gönderdiğimiz her selam nasıl ona ulaşıyorsa, din kardeşlerimize, mazlumlara, mağdurlara yolladığımız selam ve dualar da öylece yerini bulur. 

Konumuz vesilesiyle Cenab-ı Hak, yurdumuzda, İslam beldelerinde ve bütün dünyada selamı, huzuru ve güveni hâkim kılsın. İmanımızı selama, selamımızı emana dönüştürmeyi bizlere müyesser kılsın. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve esenliği hepimizin üzerine olsun. 


Selam ve Selamlaşma İle İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.” (Müslim, İman: 17; Ebû Dâvûd, Edeb: 27)
İmrân b. Husayn (ra)’den rivayete göre, bir adam Rasûlullah (sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” (Allah’ın selamı üzerine olsun) , dedi. Peygamber (sav) de “On” buyurdu. Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi.” (Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Yirmi” dedi. Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi. Rasûlullah (sav) de “Otuz” buyurdu. Yani değişik şekillerde selam verenler, değişik miktarlarda sevap kazandılar. (Dârimî, İstizan, 27)
Ebû Umâme (ra)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! ‘Denildi iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir?’ Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 122)
Câbir b. Abdullah (ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sav) şöyle demiştir: “Selam konuşmadan öncedir.”
“Bir kimseyi selam vermeden önce yemeğe davet etmeyin.” (Tirmizî)
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Binitli yürüyene, yürüyen oturana, az olan guruba selam verir.” İbn’ül Müsenna kendi rivayetinde şunu da ilave etmektedir: “Küçükler büyüklere selam verir.” (Buhârî, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27)
“Müslüman’ın Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selam vermektir.” (Müslim)
“Bir yere girerken oradakilere selam vermek borç olduğu gibi, çıkarken de selam vermek borçtur.” (Beyhaki)
“Bir kimse ayrılırken, selam verirse, onların hayırlı işlerine ortak olur.” (Rüzeyn)
“İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.” (Taberani)
“Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, gece herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz.” (Tirmizi)
“Genelde, iki kişiden, Allah indinde derecesi yüksek olan önce selam verir.” (Tirmizi)
“Yemin ederim ki, imanı olmayan Cennete girmez. Birbirinizi sevmedikçe, imana kavuşamazsınız. Birbirinizi sevmek için çok selamlaşınız!” (Tirmizi)
“Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir.” (Taberani)
“Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür.” (Hakim)
“Tanıdığından başkasına selam vermemek Kıyamet alametidir.” (Taberani) 

Bu yazı hazırlanırken Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 28.04.2017 tarihli Cuma hutbesinden faydalanılmıştır.




Bu yazı, selam ne demek, selam ile ilgili sözler, selam vermek, selam ile ilgili ayetler, selam ile ilgili vaaz ve hutbe, selamlaşmanın önemi, selamlaşma ile ilgili hadisler, selamlaşmak ile ilgili ayetler

0 YORUM:

Yorum Gönderme