13 Temmuz 2017

KADIN VE ANNE-1



KUR’AN’DA KADINLAR VE ANNE

İslâmiyet’ten önce bir mal gibi alınıp satılabilen, diri diri toprağa gömülen kadın Kur’an’la beraber gelen İslam dini birlikte hakkı olan değere kavuşmuşlardır.
Peygamberimiz (SAV) kadınlara dini öğrenmeleri, sorularına cevap bulabilmeleri için talepleri üzerine özel bir gün ayırmış ve onların sorunlarıyla birebir ilgilenmiştir. Bu konuda Peygamberimiz (SAV)’in hanımı Hz. Aişe vasıtasıyla her türlü sorunlar çözüme kavuşturulmuştur. Böylece kadınların ilim noktasında yetişmeleri temin edilmiştir. Kadınlar Mescid-i Nebevi’de ibadet hayatına, düğün, bayram gibi olaylara da katılmışlardır.

MEKKE VE MEDİNE’DE KADINLAR

Hz. Ömer (ra) İslâm’dan önce ve sonrasında kadının toplumdaki yerini anlayabileceğimiz bir tabloyu şöyle anlatıyor: “Vallahi biz cahiliye çağında kadınları hiçbir işte hesaba almazdık. Yüce Allah onlar hakkında indirdiğini indirinceye ve kendilerine verdiği payı verinceye kadar, biz Kureyş cemaati kadınlara hâkim durumda bir kavim idik. Medine’ye geldiğimiz zaman, orada bir kavim bulduk ki, kadınları onlara hâkim durumda bulunuyorlar.”
Medine’de kadınlar için öylesine bir hürriyet ortamı varmış ki, Hz. Ömer (ra) sözlerinin devamında “Nihayet bizim kadınlarımız da onların kadınlarından öğrenerek bize tahakküme başladılar” diye yakınıyordu.

İSLAMDA KADININ HUKUKU

Kur’ân’ın getirdiği İslam Medeniyetinin kadınlara getirdiği haklar ana hatlarıyla belirtilecek olursa;
1. Kur’ân’ın getirdiği İslam Medeniyetinde “KUL” olarak kadın ve erkek bazen birlikte ifade edilmiş(ey insanlar, ey iman edenler) bazen de ayrı ayrı ifade edilmiştir(iman eden erkekler, iman eden kadınlar). Ancak her halde kadın da erkek de kuldur. Allah’a kulluk ve ibadet noktasında eşittir. Üstünlük ancak takva iledir. Yapacakları ibadetlere göre muamele göreceklerdir.
2. İslâm Medeniyetiyle “EŞİTLİK” bakımından kadın ve erkek birbirini tamamlayan bir bütünün iki eşit tamamlayıcısı olarak değerlendirilmiştir. Birbirini tamamlar. Âyet-i Kerimede “kadınlar sizin için, siz de kadınlar için birer örtüsünüz” denir. Kur’ân’a göre kadın ve erkek birbirlerinin hayat arkadaşıdır.
3. İslâm Medeniyetiyle bir “İNKILAB” gerçekleştirilerek uğursuz saydıkları kız çocuklarını toprağa diri diri gömen vahşi bir kavimden bilerek karıncayı dahi incitmeyen medeni insanlar ortaya çıkmıştır. Kur’ân’ın getirdiği İslam Medeniyetinden önce kadınlar ve kız çocukları aşağılanma vesilesi olarak görülmekte ve hatta kız çocukları diri diri gömülecek derecede vahşi bir dönem yaşanmakta idi.
4. İslâm Medeniyeti kadını, ”EŞ VE ANNE” olarak yüceltir ve şereflendirir. Peygamberimiz (asm) kızların bakımı ve eğitimi için katlanılan zahmet ve fedakârlıkların cennetle mükâfatlandırılacağını ifade eder. Anne babalara çocukları arasında eşit muameleyi tavsiye edip “ben birini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım” diyerek onların değerini ifade etmiştir.
5. İslâm Medeniyeti “İNSAN” olarak kadınlara yüksek değer verir ve erkeklere de kadınlara karşı şefkat, sevgi, itina göstermelerini emreder. Peygamberimizin (SAV) kadınları taşıyan develeri süren hizmetçisini “Billurları incitme, yavaş sür!” diye ikaz etmesi kadınlara bakışını gösteren önemli bir hadistir.
6. İslam Medeniyeti “EŞ” olarak kadınların hakkını yüceltir, erkekleri kadınlara zulüm noktasında ikaz eder: “Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkunuz. Zira siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız ve nikâhla kendinize helâl kıldınız”, “En hayırlınız kadınlarına karşı hayırlı olan onlara iyi davranandır” buyurur. Hatta annenin zevcenin dostlarına da iyilik ve ikramı ister. Peygamberimiz (SAV) Hz. Hatice’nin dostlarına da ikramda bulunur.
7. İslâm Medeniyeti kadına “ANNE” olarak değer verir, cenneti ayakları altına serer. Konu ile ilgili bir âyet şöyledir: “Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, ana babaya güzellikle muamele edin. Eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa sakın onlara “öf” bile deme. Onları azarlama İkisine de iyi ve yumuşak söyle”.
8. İslâm Medeniyeti “İLİM” bakımından kadının ilim öğrenmesine önem vermiştir. Hadiste “İlim talep etmek her Müslüman üzerine farzdır” buyrulur.
9. İslâm Medeniyeti kadına “VARİS” olma hakkı verir. İster anne, ister zevce, ister kız, ister anne karnında cenin olsun… Burada faziletli nesiller yetiştirilmesi bakımından çekirdek ailenin devamlığını önemsemiştir. Miras konusunda hükümde Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği hikmet yönü vardır. Erkeğe iki pay verilmesinin sebebi geçindirmekle vazifeli olduğu ailesinin payıdır. İslâm’a göre erkek evini geçindirmekle mesuldür.
10. İslâm Medeniyetinde dünyaya ait “CEZALAR” konusunda kadınla erkek arasında fark yoktur. Hatta bu konuda kadın lehine hükümler de vardır. Bir erkek ispat edemediği fuhuş suçunu bir kadına isnat ederse iftira cezasına çarptırılır ve ömür boyu şahitliği kabul edilmez.
11. İslâm taaddüt-ü zevcat konusunda eş sayısını bir taneden dörde çıkarmaz, en az kırk taneden dörde indirir. Zira Cahiliye döneminde eşlerin sayısında sınır bile yoktu...


Bu yazı, kadın ve anne, kadın hakları, anne olmak, kuranda kadın hakları, kuranda kadın ve anne, kadın sahabeler, islamda kadın, islamda kadın hakları, islamda kadın hakları maddeler halinde ile ilgilidir.