19 Ağustos 2017

ALTIN ÖĞÜTLER



Ahmed Siyâhî (ra)'nin Öğütleri


Kastamonu velîlerinden Ahmed Siyâhî (rahmetullahi teâlâ aleyh) oğluna şöyle nasîhatta bulundular: 

Ey Oğlum!!

Sana Allahü teâlânın kitâ­bına, Resûlullah efendimizin sünneti seniyyesine uymayı, îtikâdını evliyâullahın da bağlı olduğu, Ehl-i sünnet vel cemâat âlimlerinin bildir­dikleri doğru îtikâda göre düzeltmeni tavsiye ederim.

Âlimlere, tasavvuf ehline, Kur´ân-ı kerîm ehline hürmet et. 

Vicdanın, için temiz olsun, cömerd ve güleryüzlü ol. 

Başkalarına ihsan ve iyilikte bulun. 

Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet ve sıkıntı verme. 

Arkadaşları­nın hatâ ve kusurlarını affet, görmemezlikten gel. 

Büyük, küçük herkese nasihat eyle, hırs ve tamâyı terk eyle. 

Bütün ihtiyaçlarında Allahü teâlâya tevekkül et, güven. Çünkü Allahü teâlâ, kendisine sığınanları mahrum etmez.

Oğlum!!!

Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde arama.

Allahü teâlânın rızâsına kavuşmayı Resûlullah efendimize tâbi olmak, ona uymaktan başka bir yolda arama. 

Kendini hiç kimseden fa­ziletli, üstün zannetme. 

Birisi senin hakkında nemmâmlık, koğuculuk ve hasedçilik yaparsa, ona mâni olmak için kendini zahmete sokma, onun işini Allahü teâlâya bırak. 
Çünkü bu yolda öyle Allah adamları vardır ki, Allahü teâlânın izni ile fitne fesat sebebini göz açıp kapayıncaya kadar söküp atarlar. 

Sen kıymetli ömrünü Resûlullah efendimizin sünneti seniyyesine uymakla geçir. 

Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte kınayanın kınamasından korkma. 

İbâdet ve tâatın güçlüklerine karşılık ecir ve sevâba kavuşacağını düşünerek sabır ve tahammül et, nefsini dâimâ hesâba çek. 

Vakitlerini dînin emirlerine uymakla kıymetlendir. 

Çok önemli olan vakit sermayeni kıymetlendirmeye gayret eyle. 
Çünkü geçen zaman bir daha geri gelmez. Yarına çıkıp çıkmayacağın ise belli olmadığından yarını beklemek, yarın yaparım demek, üzüntü ve pişmanlığa yol açar. 

O halde sakın sakın elinde bulunan vaktini mâlâyâni, dünya ve âhirete faydası olmayan Allahü teâlânın râzı olmadığı, beğenmediği şeyler ile zâyi etme. 

İçinde bulunduğun anda Allahü teâlânın râzı olduğu beğendiği şeylere sarıl. 

Tevâzu ve alçak gönüllülükte toprak gibi, başkasına fayda vermekde meyvalı ağaç gibi, cömertlikde akan nehir gibi, ihsân ve iyilik yapmakda deniz gibi, mâlâyâni, faydasız şeyleri konuşmamakda, sükût ve susmakda cansız varlıklar gibi, ayıp­ları ört­mekte karanlık gece gibi olmaya çalış. 

Kalbin görmemesi, kalb katılığından hasıl olacağından, dâimâ günahların için ağlayıp sızla, âh et. 

Nazargâh-ı ilâhî olan kalbi, haramlara ve Allahü teâlânın yasak ettiği şeylere yöneltmekten sakın. 

Akrabâyı ziyâret ve onlara iyilik etmeyi ih­mâl etme. 

Âhiret kardeşlerini, iyi arkadaşlarını arttırmaya çalış. 

Her zaman onlarla sohbet lâzımdır. 

Evliyânın büyükleri; 
“Allahü teâlâ ile bera­ber olunuz. Buna gücünüz yetmezse, Allahü teâlâ ile beraber olanlarla olunuz ki, sizi Allahü teâlâya kavuştursunlar.” 
bu­yurmuşlardır.

Ey oğul! 

Dünyâya sarılmış ona gönül vermiş olanlarla bulunma. 

On­larla sohbet ve berâberlik gam, keder ve üzüntü getirir. 

Bu, tecrübe ile sâbittir. 

Onlar senden faydalanırlar ise de sen onlardan faydalanamazsın. 

Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymayan, nefsinin arzu ve is­teklerine uymuş kimselerle berâber olma. 

Böyle kimseler gizli düşman olup, insanın yüzüne karşı dalkavukluk yaparlar, gıyabında, arkadan ise aleyhinde bulunurlar. 

Onların yanına gelerek oturmalarına bakıp aldanma. 

Maksatları senden mânen faydalanmak olmayıp dünyâlık maksatlarına, mal ve mevki elde etmeye seni vesîle, âlet etmek içindir. 

Bir kusur ettiğinde, hakkında kötülük düşünenlerin ve düşmanlarının en azılısı olurlar. 

Zamânındaki insanları tecrübe ettiğinde, onlarda bundan başka bir özellik bulmayacaksın.

Ey oğul! 

Sana sadâkat, bağlılık iddiasında bulunanların, yaptıkları iyilikleri başına kaktıklarını görürsün. 

Çünkü sadâkat ve bağlılık adına yaptıkları az bir iyilik karşılığında ağır, pek fazla bir hizmet ve karşılık beklerler, çok şey ümid ederler. 

Bu ümitlerine bir defa olsun müsâde etmezsen derhal, gösterdikleri sevgi, sadâkat ve bağlılıklarını bırakırlar. 

Çok defa onların isteklerinden yakanı kurtaramaz, arzularının hâsıl olması yolunda boşuna dînini ve şerefini fedâ etmiş, yüz suyu dökmüş olursun.

Ey oğul! 

Eğer sana hakîkî dost arkadaş lâzım ise, Allah için sevenlerle beraber ol. 

Böyle kimselerden dostluk ve kardeşlik bağı kurduğun kimseye, muhtâc olduğunda ihtiyacından fazla malın varsa ver. 

Yahud onu kendinle be­raber tut veya kendine tercih et. 

Beraber olduğunuzda ve arkasından ayıplarını ört ve gizle. 

Kusuru olduğunda sabır ve tahammül et. 

Hayatta iken ve vefat ettiğinde onu hayırla an.

Herkese bilhassa sana karşı olanlara yumuşaklık, alçak gönüllülük, güler yüzlülük ile davranmaya gayret et. 

Sana, Rabbinden alıkoyan dünyalığa makam ve mevkıye kalbinin meyletmemesini tavsiye ederim. 

Çünkü nefs, hevâ, nefsin arzu ve istekleri, şeytan ve dünya, insanın dört düşmanı olup, herbirine karşı kullanılacak harb âletleri vardır. 

Nefsin si­lahı tokluk, hapishanesi açlıktır. 

Hevânın silahı, çok konuşmak; sukût, konuşmamak ise, onun zindanıdır. 

Dün­yânın silahı insanlarla fazla berâ­ber olmak, onlar arasında fazla bulunmak, çâresi yalnızlık ve onlardan uzak kalmaktır. 

Şeytanın silâhı gaflet yâni Allahü teâlâyı unutmak; ona karşı tedbîr, Allahü teâlâyı anmak ve hatırlamak, O´nun büyüklüğünü dü­şünmektir. 

Zikir, Allahü teâlâya kavuşmakta en kısa yoldur.

Ey oğul! 

Bu nasihatlerimi iyi belle ve Allahü teâlânın nîmetlerine, sana yaptığı iyiliklere şükr edenlerden ol.




Bu yazı, Ahmed Siyâhî 'nin Öğütleri, velilerden öğütler, altın öğütler, altın nasihatler, hikmetli sözler, dini hikmetli sözler, allah dostlarının hikmetli sözleri, allah dostlarından yaşayan sözler ile ilgilidir.