16 Eylül 2017

ALTIN ÖĞÜTLER-15




Şeyh Sa´dî-i Şirâzî (ra)'nin Öğütleri


Evliyânın büyüklerinden Şeyh Sa´dî-i Şirâzî (rahmetullahi aleyh) bu­yurdular ki: 



“Ey yüzünde nûr kalmamış kişi.! 



Kalbini temiz tut. Kararmış ayna iyi göstermez. Yarın, azâba müstehak olmamanın yolunu ara. Başkalarının ayıplarını arama. Başkalarının ayıbını araştırmakla meşgûl olan, kendi ayıpla­rını göremez.”

****
“Dil; şükretmek içindir. 
Rabbini bilen, dilini gıybet için kullanmaz.

Kulak; Kur´ân-ı kerîm ve nasîhat dinlemek içindir. 
Bâtıl ve boş sözler için değildir.

İki göz; Allahü teâlânın kudret ve san´atını görmek içindir. 
Eşin dostun ayıbını görmek için değildir.”

****

“Cenâb-ı Hak kulunu yoktan var etti. Eline cömertlik, başına da secde kâbi­liyeti verdi. Aksi takdirde, ne el cömertlik, ne baş secde edebi­lirdi.”

****

“Dil ile kulak, kalbin anahtarıdır. 

Dil söylemeseydi, gönüllerin esrârı gizli kalırdı.


Kulak iyi bilgileri duymasaydı, insan nasıl bilgi sâhibi olurdu.”

****

“Yavrum! 


Gençlikte, nefsin arzuları insanı kapladığı gibi, ilim öğrenilecek, ibâdet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir.

Gençlikte şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda, dînin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibâdetten çok üstün ve kıymetli olur.”

****

“Oğlum! 


Günah yükünün altına girme! Zîrâ o ağırdır ve kaldıramazsın. İyi­lerin tuttukları yoldan yürü git. Dileyen, bu bahtiyarlığı bulur. Sen alçak şeyta­nın kuyruğuna yapışmışsın. İyilere ne vakit erişebileceğini bilmem. Resûl-i ekrem, ancak onun yolundan gidenlere şefâat edecek­tir.”

****

“Ey fakir! 


Sen hak yolunda oyun çocuğu sayılırsın. Büyüklerin eteğini bı­rakma. 

Mayası bozuk kimselerle düşüp kalkarsan, izzet ve vekarını kaybeder­sin. O hâlde büyüklerin eteğine yapış. 

Talebeler, çocuktan daha âcizdir. Hocalar ise muhkem duvar gibidir. Yeni yürüyen çocuk, duvara tutunarak yürür. Sen de yeni yürüyen çocuk gibi, âlimlerin muh­kem duvarına tutunarak yürü.”

****

“Ey insanoğlu! 


Bugün günahlarından korkar isen, yarın birşeyden korkmaz­sın.”

****

“Yâ Rabbî! 


Bize kereminle nazar kıl. Biz kullarından ancak hatâ sâdır olur. 


Yâ İlâhî! 



Senin rızkınla beslendik. Senin ihsân ve lütuflarına alıştık. 


Yâ Rabbî! 



Bizi bu dünyâda azîz kıldın. Öbür dünyâda da azîz kılmanı senden umarız. Azîz eden de sensin, zelîl eden de sensin. Senin azîz kıldığın kimse horluk görmez. 


Yâ İlâhî! 



İzzetin hakkı için beni zelîl etme ve günahlarımdan dolayı beni utan­dırma. Başıma benim gibisini musallat etme. Ukûbet çekeceksem, senin elinle olsun. Dünyâda en kötü şey, bir insanın kendisi gibi birisinden cefâ çekmesi­dir.”

****

Kimseye Minnet Eyleme!!


“Minnet, sâdece yüce Allaha mahsustur. 

O´nun emirle­rini yapmak, mânevî yakınlığa sebeb olur ve şükür edildikçe nîmetlerini bollaş­tırır. 

İnsanın ciğerlerine giren her nefes hayatı uzatır, ki­şiye can verir. 

Ciğerden çıkan her kirli nefes ise, insana ferahlık verir. 

O hâlde nefes alıp verme birer nîmettir. 

Nîmete şükür etmek vâcibdir. 

Ki­min gücü ve lisânı yetebilir, Hak teâlâya hakkıyla şükür etmeğe! 

Kulun yapabileceği en iyi iş, Allahü teâlâya karşı olan kusûrunu bilip, O´ndan af dilemesidir. 

O´nun rahmeti her yeri kapla­mış, verdiği nîmetler her yere yayılmıştır. 

Allahü teâlâ, kulunun kusûru nedeniyle onun rızkını kes­mez.”

****


“Ey kardeş! 


Bu dünyâ kimseye kalmaz. 

Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla. 

Sana bu kâfidir. 

Dünyâ mülküne güvenip bel bağ­lama. 

Çünkü bu dünyâda senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. 

Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tuta­caktır. 

O hâlde ister taht üze­rinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder ”



Not: Bu yazı, Şeyh Sa´dî-i Şirâzî öğütleri ve sözleri, altın öğütler, çocuklara nasihatler, çocuklara öğütler, öğüt veren sözler, gençliğe öğütler, kısa öğütler, altın öğütler ve öyküler ile ilgilidir.