22 Eylül 2017

NİMETLERE ŞÜKÜR DUASI
RIZIK ARTIRMA DUASI
SIKINTI VE BELADAN KURTULMA DUASI 




Ehl-i beytten ve meşhûr velîlerden İmâm-ı Câfer-i Sâdık (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin evine, bir gün Süfyân-ı Sevrî hazretleri gitti.

Süfyân-ı Sevrî; “Bana bir hadîs-i şerîf nakletmedikçe buradan ayrıl­maya­cağım, ey İmâm! Senden nasihat alacak bir şey işitip gideyim.” dedi.

Câfer-i Sâdık; 

“Çok sözün sana faydası yoktur. Ben atalarımdan ri­vâyetle Resûlullah´tan bildirilen şu üç şeyi sana anlatayım.” dedi. 

****

Bu üç şey şudur;



Allahü teâlânın nîmetine kavuşan ve bu nîmetin devamlı olmasını isteyen kimsenin şükür duası, 

Bir kimsenin rızkı azaldığı zaman yapacağı dua,

Sultandan veya herhangi şeyden sıkıntı görür ve bir belâya uğ­rarsa yapılacak duadır. 


ŞÜKÜR DUASI

1- Allahü teâlânın nîmetine kavuşan ve bu nîmetin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah´a hamd ve şükrünü çoğaltsın! 

Zîrâ Allahü teâlâ Kur´ân-ı kerîmde İbrâhim sûresi onuncu âyetinde meâlen; 


“Nîmetlerimin kıymetini bilir, emretti­ğim gibi kullanırsanız, onları arttırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezse­niz, elinizden alır, şiddetli azâb ederim.” bu­yurdu.

AÇIKLAMA



ZİKİR; 


İnsânın Allâh’u Teâlâ’yı tâzim etmesi ve ona karşı övgüde bulunmasıdır. İnsânların Allâh’u Subhânehu ve Teâlâ’yı zikretmesi, onu anması, Allâh’u Teâlâ’nın kullar üzerinde olan bir hakkıdır. Şüphesiz Allâh’u Teâlâ kâinatı yaratan, yaşatan ve yöneten olmakla birlikte rablık ve ilâhlık sıfatlarına sahip olandır. İnsânlar Allâh’u Teâlâ’yı rab ve ilâh kabul ederek, ona ibâdet etmekle mükelleftirler. Allâh’u Teâlâ’yı zikretmekte bir ibâdettir. Bu zikirlerden birisi de tahmid (elhamdu lillâh) dir.

HAMD;

“H-m-d” kökünden türeyen “tahmid” kavramı dînî istilahta, elhamdu lillâh (hamd Allâh’a mahsustur) demektir. Hamd ve şükür kelimeleri birbirlerine yakın anlamlı olan, Allâh’ın en sevdiği kelimelerdir.


Hamd lügatte: Medih ve övmek mânâlarına gelmektedir. Buna göre hamd, her türlü nîmetin Allâh’u Teâlâ’dan geldiğini itiraf ederek verilen nîmetlerle Allâh’u Subhânehu ve Teâlâ’yı tevhîd edip, O’na ibâdet ederek onu övmek ve methetmektir. Bu sebeble hamd sadece Allâh’u Teâlâ’ya mahsustur. Şükür ise böyle değildir. Zirâ şükür, verilen yahut vesile olunan nîmet karşılığında teşekkür etmek olup, hem Allah’a hem de kullara yapılan övgü içerikli müşterek bir ameldir. Bu itibarla her şükür aynı zamanda bir hamd’dır. Ancak her hamd, bir şükür değildir.
Belâ, hastalık, üzüntü, zulüm gibi bir musibet halinde de Allâh’u Teâlâ’ya hamd edilmelidir. Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır. “Rabbini hamd ile tesbih et.” (Hicr: 15/98) Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’de; “duânın en efdali elhamdu lillâh’dır” buyurarak Allâh’a duâ ederken hamd ile duâ etmeyi tavsiye etmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de hamd ve tesbihin zamanı da belirtilmiştir. Bu zamanlar; “güneşin doğmasından ve batmasından önce” (Taha: 20/130) “akşam ve sabah” (Mümin: 40/55) vakitleridir.
Buraya kadar zikrettiğimiz tekbir, tehlil, tesbih ve tahmid zikirleri Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilmiştir. Ancak bu zikirlerin nerede, ne zaman ve ne kadar yapılacağı Sünneti seniyye’de açıklanmıştır. Kişilerin veya camiaların hoplamalı-zıplalı, sazlı-defli, kadın-erkek karışık kafalarına göre bidat zikirler çıkarmaları caiz olmadığı gibi, yine senin dersin şu kadar, şunlar taşlar, bunlar yapılacaklar… gibi aslı Kur’ân’a ve Sünnete dayanmayan uygulamalarda caiz değildir. Rabbim bizleri bidatın her türlüsünden korusun. Ve bizlere “Allâh’ı çok zikredin” emrini hakkıyla yerine getirmeyi nasip eylesin.  Âmin.   


ŞÜKÜR;

Verilen bir nimete karşı, nimeti verene saygı ve minnet duygusu ile yapılan teşekküre şükür denir. Şükür cümlesi ’’ş-k-r” kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de bu kökten gelen yetmişe yakın kelime bulunmaktadır. Hamd kelimesi “medih ve övme” anlamında olup şükürden daha kapsamlıdır. Şu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir: ’’Allah’a hamd etmeyen O’na şükretmemiş olur.” (İbn-i Kesir, Tefsir, 1: 22)
Üç çeşit şükür vardır. Birincisi: Dil ile şükür. Bu, âyet-i kerimede şöyle ifade edilir: ’’Rabbinin nimeti gelince, onu minnetle an ve anlat’’ (Duha Sûresi, 11) Yani Allah’ın verdiği nimeti ondan bilerek anlatmak şükrün birinci çeşididir. İkincisi, kalple yapılan şükürdür. Bu da nimet vereni tanımak ve nimeti ondan bilmektir. Üçüncüsü fiil ve davranışla yapılan şükürdür. Bu da nimet verene saygılı ve minnettar olmaktır ve Allah’ın verdiği nimeti veriliş amacına uygun olarak kullanmaktır. “Siz hiçbir şey değilken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı. Şükredesiniz diye size göz ve kalpler ihsan etti.” (Nahl Sûresi, 78) âyet-i kerimesinde, nimetlerin amacına uygun olarak kullanılması istenmektedir. 
Bir insan yüz kere diliyle şükretse, ama haramlar ile iştigal ediyorsa şükretmiş sayılmaz. O halde hakikî şükür, haramlardan ve haram lokma yemekten kaçınmayı gerektirir. Hırslı, kanaatsiz insan da şükürsüzdür. İnsan üzerine düşen her türlü gayreti gösterdikten sonra az veya çok Allah ne vermişse, “Şükür Rabbime” demiyor ve şikâyette bulunuyorsa şükretmiş sayılmaz. Kısmetine razı olmayan ve israf içinde olan insan da nimete hürmetsizlikle şükre zıt hareket etmiş olur. 
İnkâr, nimeti vereni kabul etmemek veya başkasından bilerek asıl sahibini tanımamaktır.
Nankörlük ise, verilen nimeti amacı dışında kullanarak israf ve zayi etmektir. Bediüzzaman Hazretleri şükürle alâkalı olarak ’’Kâinatın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi de şükür ve ibadettir.’’ (Lem’alar, 2001, s. 512) demektedir. Ve şükrün ölçüsünü de vermiştir. Evet şükrün de belli kuralları ve uyulması gereken hususları vardır. Kişi dili ile ’’şükrederken’’, davranışları ile de bunu göstermelidir.
“Şükrün mikyası/ölçüsü kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı (tartısı) ise hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rastgeleni yemektir.’’ (Mektubat, 1991, s. 350)  



RIZIK DUASI

2- Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tövbe ve istigfâr etsin! 

Zîrâ Allahü teâlâ Nuh sûresinde tövbe ve istigfâr edenlerin, günâhlarını bağışlaya­cağını ve rızıklarını arttıracağını vâd ediyor.


يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراًۙ


"(Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,"  (Nûh; 11) 


وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَاراًۜ


"Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın."  (Nûh; 12) 


AÇIKLAMA



İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Biz Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bir toplantıda yüz defa

رَبِ اغْفِرْ لي، وَتُبْ عَليَ إنَّكَ أَنْتَ التَوَّابُ الرَّحِيمُ

 “Rabbiğfir li ve tüb aleyye inneke ente’t-tevvâbu’r-Rahîm 


Allahım beni bağışla, tevbemi kabul eyle. Çünkü sen tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet edensin, dediğini sayardık.” (Ebu Davud, Vitr, 26; Tirmizi, Deavat, 39

Peygamber Efendimizden İstiğfar Duaları


Sevbân (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) selam verip namazdan çıkınca;

اسْتَغفَرَ الله

 üç defa istiğfar eder ve;

اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلامُ، وَمِنْكَ السَّلامُ، تَبَارَكْتَ يَاذَا الجَلالِ والإكْرَامِ

 Allahumme ente’s-Selam ve minke’s-Selam tebarekte ya zelcelali velikram .

Allahım sen selamsın, selamet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve ikram sahibi Allah’ım, sen hayır ve bereketi çok olansın, derdi.


Hadisi rivayet edenlerden birisi bu hadisi rivayet edenlerden olan Evzai’ye sormuş:

- İstiğfar nasıl yapılır? O da:

 أَسْتَغْفِرُ الله، أَسْتَغْفِرُ الله

Estağfirullah Estağfirullah dersin, diye cevap vermiş. (Müslim, Mesacid, 135)


****

Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefatından önce sık sık;

سُبْحَانَ الله وَبِحَمْدِهِ، أَسْتَغْفِرُ الله، وَأَتُوبُ إلَيْهِ

“Sübhanallahi ve bihamdihi estağfirullahe ve etubu ileyh.


Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih eder ve ona hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim, derdi. (Buhari, Ezan, 123; Müslim, Salat, 218)



SIKINTI VE BELADAN KURTULMA DUASI

3- Bir kimse sultandan veya herhangi şeyden sıkıntı görür ve bir belâya uğ­rarsa; 


ﻻَحَوْلَ وَﻻَ قُوَّ ةَ ِاﻻَّ بِا للهِ العَڵيِّ اَڵْعَظِيمِ
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.” desin!

****

Bunun üzerine Süfyân-ı Sevrî, İmâm-ı Câfer´in elini tuttu ve ona dedi ki:


“Hepsi, bu üçü müdür ” 

Câfer-i Sâdık; 


“Bunları iyi anla! Allahü teâlâya yemin ederek söylüyorum ki, bunları yaparsan çok ihsânlara, iyiliklere kavuşursun.” buyurdu.


Not: Bu yazı, nimetlere şükür duası, rızık artırma duası, sıkıntı ve beladan kurtulma duası, hadislerle dualar, bela ve musibetlere karşı peygamberimizin duası, peygamberimizin rızık artırma duası ile ilgilidir.