13 Ekim 2017

ALTIN ÖĞÜTLER



Abdülehad Serhendî (ra)'nin Öğütleri



Hindistan´da yetişen evliyâdan büyüklerinden Abdülehad Serhendî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri; Kendisinden nasîhat isteyen birine şu mektubu yazdı: 

“Azîzim! 

Evvelkiler çok amel etselerdi, az kabûl ederlerdi. Şimdikiler az bir şey yapsalar, çok kabûl ediyorlar. Bir gümüş verseler, bir altın verdik diyorlar. Çünkü şimdi bid´atler çoğaldı, nefsin ar­zuları her yerde mevcut, zulmet dalgaları ise, birbiri ardınca gelmektedir. 
Heybetinden öncekilerin ve sonrakilerin titrediği, cinlerin, insanların ve hayvanların dehşetinden şaşırdığı büyük korku geldi. Haşir ve neşir günü çok yaklaştı. Bir bölük Cennet´e, bir bölük Cehennem´e gitsin de­necek gün geldi çattı. 
İşte bunları düşünüp uyan­malı, hakîkatleri gören gözleri açmalıdır. Akıllı gençlere, düşünen yaşlılara ya­zıklar olsun ki, gaflet pamuğunu kulaklarından çıkarmıyorlar ve gurur perdesini basîret gözlerinden uzaklaştırmıyorlar. 

Azîzim! 

Gençlik en büyük nîmettir. Elden geldiği kadar en iyi vakitleri, en iyi işlere sarf etmelidir. Kıymetli cevherleri, çocuklar gibi oyuncaklarla değiş­memelidir. İstîdâd toprağınız temiz ve yüksektir. Sakın onu boş koymayın. Yâ­hut bozuk tohum ekmeyin.” 

****

Abdülehad Serhendî sohbetleri sırasında talebelerine buyurdular ki: 

Bize ve size lâzım olan; İslâmiyete uymak ve büyüklerin yolu üzere isti­kâmette olmak­tır. Bu istikâmete, kerâmetten üstün demişlerdir. 

****

Büyük­lerden biri talebelerin­den birine, vazîfe verip gönderirken buyurdular ki: 

“Allahlık ve peygamberlik dâvâsında bulunma!” 

Talebe; “Bundan Allah´a sığınırım.” deyince, o büyük bu­yurdu ki: 

“Ben ne istersem, o olsun de­mek Allahlık, beni inkâr eden, kabûl et­meyen kâfirdir demek, peygam­berlik iddiâ etmektir.” 

****

Kardeşine yaptığı nasîhatte de buyurdu ki: 

Ey can kardeşim! 

Bu dünyâ amel yeridir. Karşılık yeri âhirettir. Ameli, işi bitirmeden ücret, kar­şılık istemek yer­sizdir. İş yapma ve amel etme bittiği gün, yapılan işin karşılığı ihsân olunacak­tır.” 
Kötü ve zararlı kimselerle berâber bulunma­nın mahzurları ile şüphelilerden sakınmak hususunda da: Zararlı kimse­lerin sohbetinden, arkadaşlığından, şüp­heli yiyeceklerden ve çeşitli şey­leri istemek arzularından sakınınız. Bu üç keli­menin bildirdiği mânâları iyi düşününüz.” 

buyurdular.

****

Talebelerinden birisi kendisi için nasîhat isteyince ona hitâben bu­yurdu ki: 

“Azîzim!

Nasîhatimi can kulağı ile dinle! 
Allahü teâlâ hâzır ve nâzırdır. 
Her işini görmekte, her yaptığını bilmektedir. 

O hâlde;

Bilerek, anlayarak söyle. 
Bilerek, anlayarak dinle. 
Bilerek, anlayarak iş yap. 
Bunu bilerek dur. 
Bunu bilerek yürü. 

Kısaca!
Bugün öyle ol ki, yarın mahcûb olmayasın. 
Birkaç gece rahatsız ol da, sonsuz râhata kavuş.”

****

“İyi ameli sonraya bırakıp tehir edenler helâk oldular. 
Sen dersin ki, yarın yaparım. 
Ya yarına kavuşamazsan! 
Yâhut kavuşur da, bu imkân, sıhhat, kuvvet ve rahatlığı bulamazsan. 
O zaman çok pişmân olursun. 

****

Azizim!

Çalış, ibâdet et, bırak emeli, Son nefese kadar bırakma ameli. 
İnsan kendi başına değildir ki, istediğini yapsın, her bulduğunu alsın. 
Allahü teâlâ mahşer yerinde, herkese amelini gösterecektir. 
Hareketle­rinden, ha­reketsizliklerinden, yaptıklarından ve söylediklerinden herkes hesap verecektir. 
İşin esâsını düşünmelidir. 
Şefkatli bir ana gibi daha ne kadar kendi üzerine titreyeceksin. 
Ne zamâna kadar, kıymetli cevherleri bırakıp, çocuklar gibi ceviz, kozalak peşine koşacaksın.”




Not: Bu yazı, hindistan alimlerinden tavsiyeler, altın nasihatler, Abdülehad Serhendî sözleri ve öğütleri, allah dostlarından anlamlı sözler, büyük alimlerden nasihatler, allah dostlarından özlü sözler ile ilgilidir.