20 Kasım 2017

EVLİLİK İLE İLGİLİ HADİSLER VE TAVSİYELER



EVLENMENİN FAZİLETİ

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor: Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

“Nikâh benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkânı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkân bulamazsa, oruç tutsun.(Buhâri)

EN FAZİLETLİ KADIN

Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) ın azadlısı Sevban radıyallâhü anh anlatıyor:

“Gümüş ve altın biriktirme ile ilgili ayeti celile olan (Tevbe, 34) nazil olduğu zaman halk:
“Öyleyse hangi malı biriktirmeliyiz?” diye birbirlerine sordular. 

Hazreti Ömer:
“Bunu. ben sorup size haber vereyim!” dedi ve hemen devesine atlayıp gitti. Ben de peşinden gittim. 

Hazreti Ömer:
“Ey Allah’ın Resulü, hangi maldan edinelim?” diye sordu. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) da:

“Her biriniz, şükreden bir kalb, zikreden bir dil, âhiret işinize yardımcı olacak mü’mine bir kadın edinsin” buyurdular.”(Müslim)

SALİHA HANIM KİMDİR?

Ebû Ümâme radıyallâhü anh’ın rivayetine göre: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:

“Mü’min, Allah’a takvadan sonra en çok saliha bir eşden hayır görür. Böylesi bir kadına emretse, o itaat eder. Ona baksa neşelenir, bir şeyi yapıp yapmaması hususunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır, kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi namusu ve hem de adamın malı hususunda hayırhah ve dürüst oluri.”(Müslim)


DİNDAR KİŞİYLE EVLENME

Abdullah İbnu Amr radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

“Güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin. Çünkü güzellik lerinin onları (kibir ve gurur sebebiyle) azaltacağından korkulur. Onlarla mal ve mülkleri sebebiyle de evlenmeyin. Zira mal ve mülkün onları azdıracağından korkulur. Fakat onlarla diyaneti esas alarak evlenin. Yemin olsun, burnu kesik, kulağı delik siyah dindar bir köle (dindar olmayan hür kadınlardan) efdaldir.”(Tirmizi)


BAKİRELERLE EVLENİN

Üveym İbnu Saide radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

“Bakire kızlarla evlenin. Çünkü onların ağızları daha tatlı, rahimleri daha doğurgandır, aza da razı olurlar.”(Buhari)


KARI VE KOCA ARASINDAKİ EMANET

Ebû Sa’id (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

“Şüphesiz ki Kıyamet günü, Allah’ın en çok ehemmiyet vereceği emânet, kadın-koca arasındaki emânettir. Kadınla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, kadının sırlarını erkeğin neşretmesi, o gün en büyük ihanettir.”(Müslim, Ebû Dâvûd)


EVLENİLECEK KADINA BAKMAK

Muhammed İbnu Mesleme radıyallâhü anh anlatıyor:

“Ben bir kadınla evlenmek istedim ve kadını gizlice görmeye çalıştım. Sonunda onu kendi hurma bahçesinde gördüm.”

Kendisine:
“Sen Resûlüllahın ashabından olduğun halde bunu yaptın mı?” diye ayıpladılar. O da şöyle cevapladı:

“Ben Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın;
“Allah bir kimsenin kalbine bir kadınla evlenme arzusu attığı zaman, ona bakmasında bir beis yoktur!” dediğini işittim.”

Mugire İbnu Şu ‘be (r. a.) anlatıyor:
“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a gelip evlenmek istediğim bir kızdan bahsettim. 

Bana:
“Git onu bir gör! Görmen muhabbet ve Cinsiyetinizin devamı için daha uygundur” dedi. 

Ben de;

Ensardan bir kadının yanına geldim, onu anne ve babasından istedim ve Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselamdın sözünü onlara haber verdim. Onlar sanki bundan hoşlanmadılar. Hıdr denen hususi hücresinde bulunan kız bunu işitmişti:

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), sana bakmanı emretmişse, bak! Aksi taktirde Allah aşkına bana bakma!” dedi. Sanki kız da bu bakma işini büyütmüştü.

Mugire sözüne devamla dedi ki: “Ben kıza baktım ve onunla evlendim.”
Mugire kızla aralarındaki uyumu da zikretti.”(Tirmizî. Nesâî)


NİKAHTA İZİN

Hazreti Ebû Hüreyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):

“Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden, bakire de izni sorulmadan nikâhlanamaz” buyurmuşlardır. 

Ashabı sordu:
“Ey Allah’ın Resulü! Onun izni nasıl olur?” 

“Sükut etmesiyle!” buyurdular.(Buhârî, Müslim)


KIZIN GÖNLÜ OLMADAN EVLENDİRİLMEZ

İbnu Bureyde, babası Büreyde’den naklediyor:

“Genç bir kız, Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a gelerek:
-“Babam, durumunu iyi etmek için beni kardeşinin oğluyla evlendirdi” diye şikâyette bulundu.
Bureyde devamla der ki: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) (bu nikâhın kabul veya reddinde) yetkiyi kıza bıraktı. 

Kız da:
-“Ben babamın yaptığı işi kabul ettim, fakat bununla babaların böyle yapmaya haklarının olmadığının kadınlarca bilinmesini istedim” dedi.(Buhârî.)


MEHİRSİZ DEĞİŞ TOKUŞ (SİĞAR) NiKAH

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor:

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) şiğâr nikâhını yasakladı. Bu, kişinin kızını veya kızkardeşini, karşılığında kızını veya kız kardeşini almak üzere bir erkeğe vermesi, aralarında mehir ödemeyi kaldırmalarıdır.”(Müslim)


MEHİR MİKTARI

Ebû Saidi’l-Hudri radıyallâhü anh anlatıyor:

-“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ’yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikahladı.”


AİLEYE HARCANAN PARA

Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor:

“Allah yolunda harcadığın para, bir köle azâd için verilen para ve Ehl-ü İyâline sarfettiğin paralar yok mu? İşte bunların ecir bakımından en büyüğü ailene sarfettiğin paradır.”(Nesâi, İbnu Mâce)


EVLİLİKTE MÜZİK 

İbnu Abbas radıyallâhü anhüma anlatıyor:

“Hazreti Aişe Ensardan, bir yakını kızcağızı evlendirmişti. 

Resûlüllah gelince:
-“Genç kızı (kocasına) gönderdiniz mi?” diye sordu. 

Evdekiler:
– “Evet!” deyince,
-“Kızla birlikte bir de ilahici gönderdiniz mi?” dedi.
-“Hayır göndermedik” cevabını alınca, 

Resûlüllah (aleyhissalâ- tu vesselam):
-“Ensar, aralarında gazel okuma adeti mevcut olan bir cemaattir. 

Keşke onlara: “Size geldik size geldik, size selam bize selam” diye (içinde günah olmayan sözler bulunan güzel) güfteler-ilahiler söyleyecek birini gönderseydiniz” buyurdular.

Mücâhid merhum anlatıyor:
“Ben İbnu Ömer radıyallâhü anhüma ile beraberdim. Derken bir davul sesi işitti. Derhal iki parmağını iki kulağına soktu ve oradan (hızla) uzaklaştı. Bunu üç kere yaptı. Sonra:
-“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) da böyle yapmıştı” dedi.

ÖLEN KÜÇÜK ÇOCUĞUN ŞEFAATİ

Ebû Hureyre radıyallâhü anhdan: Peygamberimiz buyurdu:

“iki çocuğu ölen kimse. Cehennem ateşinden bir duvar perde ile siperlenmiş olur.”



Ebu Hüreyre radıyallâhü anh anlatıyor: Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:


“Kıyamet Günü (küçük) çocuğa, “cennet’e gir” denir. Çocuk pür-gazap Cennet kapısı önünde durur ve “ancak anne ve babamla Cennet’e girerim” der ve direnir. O zaman, “Anne ve babasını da beraber Cennet’e koyun” denir.(Nesei)


ŞATAFAT VEYA LÜKS

Hazreti Enes radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resülullah aleyhissalâtü vesselam, Ensar’dan bir zâtın kapısının üstüne yaptırdığı bir kubbe gördü. 

-“Bu nedir?” diye sordu. 
-“Bu falancanın inşa ettirdiği bir kubbedir!” dediler. 

Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam:
-“Böyle sarfedilen her mal. Kıyamet günü sahibine bir vebaldir!” buyurdular. 

Bu söz Ensarî’ye ulaşmıştı. Kubbeyi hemen yıktı. Sonra, Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) oradan tekrar geçti, fakat kubbeyi göremedi, akibetini sordu.
-“Sizin söylediğiniz kendisine ulaşınca yıktı” denildi. Bunun üzerine Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam:
-“Allah ona rahmet kılsın, Allah ona rahmet kılsın!” diye dua buyurdular.


CİMA(CİNSEL İLİŞKİ) ESNASINDA TESETTÜR

Utbe İbnu Abdi’s-Sülemi radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:
-“Biriniz hanımına temas edeceği vakit örtünsün, eşekler gibi çırılçıplak soyunmasın.”


DÜBÜRDEN(ARKADAN) TEMAS HARAMDIR

Hazreti Ebû Hüreyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Allah, hanımına dübüründen temas eden kimseye rahmet nazarıyla bakmayacaktır.”

Huzeyme İbnu Sabit radıyallâhü anh anlatıyor: 

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: 

“Allah, hakkı beyanda haya talep etmez.” 

Bunu üç kere tekrarladı, sonra şöyle devam etti: “Kadınlara dübürlerinden temas etmeyin.”(Buhârî)


DIŞA AKITMA (AZIL)

Hazreti Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) hür kadının izni olmadan ona azil yapmayı (dışa akıtmayı) yasakladı.”


MUT’A NİKAHI HARAMDIR

(Bir Miktar Para Karşılığı Bir Kadınla Belli Bir Müddet Karı-Koca Hayatı Yaşamak)

İbnu Mes’ud radıyallâhü anh anlatıyor:
-“Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam Evtas gazvesi yılında mutaya ruhsat verdi, sonra da onu yasakladı.”(Buhârî, Müslim)
İbnu Abbas radıyallâhü anhümâ anlatıyor:
-“islâm’ın evvelinde muta vardı. Kişi, hakkında bilgisi olmayan (tanımadığı) bir beldeye gelince, oradan yerli bir kadınla, orada kalacağını tahmin ettiği müddet nikâh yapardı. Kadın, böylece onun eşyasını muhafaza eder, gerekli işlerini görürdü. Bu hal:
-“Onlar namuslarını korurlar. Ancak “hanımlarına” ve “cariyelerine” karşı müstesna, bunlarla olan yakınlıklarından dolayı kınanmazlar” (Mü’minûn 6) mealindeki ayet nazil oluncaya kadar devam etti. (Bu ayet gelince muta haram ilân edildi.)

İbnu Abbâs radıyallâhü anhümâ der ki:
-“Bu ikisi dışındaki bütün tereler (cinsi tatmin yolları) haramdır.”(Tirmizi)

Muhammed İbnu’l-Hanefiyye anlatıyor: “Hazreti Ali, İbnu Abbas radıyallâhü anhüm’e dedi ki: -“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam Hayber gazvesi günü. kadınlarla mut’ayı, ehlî eşek etlerinin yenmesini haram kıldı.”(Buhârî, Müslim)

İbnu Ömer radıyallâhü anhümâ anlatıyor:
-“Ömer İbnu’l-Hattab halife olunca halka hitap etti ve dedi ki: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam muta nikâhını bize üç kere helal kılmıştı, sonra onu haram kıldı. Vallahi, muta nikâhı yapan evli bir kimseyi duyarsam onu taşla recmederim. (Bekâr ise 100 sopa vurulur ) Böyle birisi, recm olmaktan kendini kurtarabilmek için bana, Resûlüllah’ın, onu haram kıldıktan sonra tekrar helal kıldığına dair dört şahid getirmelidir.”


EVLİLİKTE DENKLİK

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Nutfeleriniz (tohumlarınız) için kadının hayırlısını tercih edin. Kendinize denk olanlarla evlenin, denklerinizin kızını isteyin.”
Nikah bir nevi cariyeliktir. Kişi, kızını kime teslim ettiğine bakmalıdır. Beyhaki

“Kızını fâsık kimseye veren, onunla ilgisini kesmiş (ve onu ateşe atmış) tır.” – İbni Hıbban an Enes r.a.-


ADALETLİ OLMA

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, hanımı Safiyye Bintu Huyey radıyallâhü anhâ’ya bir sebeple kızmışlardı. Safiye bana:

-“Ey Âişe! “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’ı benden razı edecek bir çaren var mı? Böyle bir çare bulursan ben Resûlullah’ın bana uğrama sırası olan bugünü sana vereceğim!” dedi.

Ben de:
-“Evet var!” dedim. Zaferanla boyalı olan başörtümü aldım, (nefis) kokusunu neşretmesi için üzerine su serptim. Sonra (bunu üzerime alarak) gidip Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’ın yanına oturdum. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):

-“Ey Âişe! Benden uzak dur, bugün senin günün değil!” buyurdular. 

Ben de:
-“Bu Allah’ın lütfudur, dilediğine verir” dedim ve Safiyye ile aramızda olup biteni anlattım. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam), Safiyye’den razı oldu.”


NİKAHTA ARACI OLMAK

Ebû Rühm radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“En hayırlı şefaatlerden biri, evlenecek iki kişinin arasında yardımcı olmaktır.”


EVLENECEK KIZIN SÜSLENMESİ

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:”

(Bir gün) Üsâme (r. Anh) kapının eşiğine takılıp düştü ve yüzü kanadı. Resûlullah (a.s):
– “Ondan şu ezayı temizleyiver!” buyurdular. Ben ise tiksindim. 

Bunun üzerine Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), onun kanını emip yüzünden atmaya başladı. 

Sonra da:
-“Eğer Üsâme bir kız olsaydı onu süsleyip, (güzel) giydirecek ve (evlenmeye) cazip kılacaktım” buyurarak evlenecek kızların süslenerek evlenmeye hazırlanmaları icab ettiğine işaret buyurdular.


KADINLARA VE AİLEYE İYİ MUAMELE

İbnu Abbas radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Sizin en hayırlınız, ehline karşı en iyi davrananınızda. Ben aileme en iyi olanınızım.”

Abdullah İbnu Amr (Ibnül-As) radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:
– “Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananlardır.”


EŞ İLE OYUN OYNAMA

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) benimle koşu yarışı yaptı. Yarışı ben kazandım. Bir sene sonra ise yarışı ben kaybettim. “(Buhârî)


EŞLERİN KISKANÇLIĞI

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) Safiyye Bintu Huyey radıyallâhü anhâ ile evlenmiş olarak Medine-i Münevvere’ye geldiği zaman, Ensar kadınları yanıma gelip ondan (ve güzelliğinden bana) haber verdiler. Kendimi tanınmayacak bir hale getirip, üzerime örtü alıp (onu görmek üzere) ben de gittim. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) açık olan gözüme bakıp beni tanıdı. Bunun üzerine ben hemen hızla geri döndüm. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) da peşimden gelerek bana yetişti ve beni kucakladı.

Sonra:
– “Safiyye’yi nasıl buldun?” diye sordu. Ben de:
“Bırak (beni)! Yahudi kadınlarından bir yahudi kadındır!” dedim. 

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Zeyneb (Bintu Cahş) odama izinsiz olarak öfkeyle girinceye kadar kumalarımın bana kızdıklarını bilmiyordum. Zeyneb odama girdikten sonra:

-“Ey Allah’ın Resulü! Ebû Bekrin kızının, kollarını sana sarması sana yeterli mi?” diye çıkıştı, sonra da bana yöneldi. Ben de ondan yüzümü çevirdim. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) dayanamayıp:

“Onu durdur ve kendini müdafaa et!” dedi. Bunun üzerine Zeyneb’e yöneldim, gereken cevabı verdim. Öyle ki bana cevap veremez hale geldi ve sonunda ağzının tükrüğünün kuruduğunu farkettim. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın (memnun olarak) yüzünün güldüğünü gördüm.”


OYUN VE OYUNCAK

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Ben Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselamın yanında iken bebeklerimle çıkardım. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) da benim kız arkadaşlarımı bana gönderirdi. Arkadaşlarımla beraber çıkardık.”


SALiH EVLAT

Ebu Hureyre radyallahu anh anlatıyor:

Ademoğlunun (ölümü ile) her anneli kesilir, ancak üç şeyden (kesilmez):.. bunlardan biri de Kendisi için dua eden salih oğlundan …”(Müslim)


KADINLARA İYİ MUAMELE

Hazreti Ümmü Seleme radıyallâhü anhâ anlatıyor: Resûl-i Ekrem’in, dili pelteklediği ve sesi kısıldığı halde yaptığı son üç tavsiyesi şu üç şeydir:

“Namaz, namaz (namaza devam edin). 

Eliniz altında bulunanlara güçlerinden fazla iş teklif etmeyin. 

Kadınlarınızın hakkında Allah’tan korkun; onlar sizin elinizde (bir nevi) hürriyetleri kaybetmişlerdir. Onları. Allah ile muahede ederek aldınız ve Allah adı ile onları kendinize helal ettiniz. (Allahtan korkun, onlara iyi muamele de bulunun)” buyurmuştur. -İbni Mace-


HOŞLANILMAYAN KISKANÇLIK

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da sevmez. 

Allah’ın sevdiği kıskançlık, kötülük olduğunda kuvvetli zan beslendiği zaman duyulan kıskançlıktır. 

Allah’ın hoşlanmadığı kıskançlık da zayıf bir ihtimal karşısında duyulan kıskançlıktır.”


YERSİZ ŞÜPHE DOĞRU MU?

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor:

“Çölde yaşayan bedevilerden biri Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a geldi ve:

-“Ey Allah’ın Resulü! Karım, benim yatağımda siyah bir çocuk doğurdu. Biz, asla aramızda siyah bulunmayan bir aileyiz, dedi. 

Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam);
-“Senin develerin var mı?” diye sordu. Adam;
-“Evet, var!” deyince:
-“Renkleri nedir?” diye sordu. Adam;
-“Kızıl!” diye cevap verdi. 

Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam)
– “Aralarında siyah da var mı?” dedi. Adam;
-“Hayır!” deyince:
-“Peki boz deve var mı?” diye sordu. Adam;
-“Evet var!” deyince:
-“Pekiyi bu nereden oldu?” diye sordu. Adam;
-“Belki bir damara çekmiştir!” deyince:

-“Senin o oğlun da bir damara çekmiş olabilir!” buyurdular.


KOCASINI ÜZEN KADIN

Ebû Umame radıyallahü anh anlatıyor:

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a bir kadın geldi, yanında iki de çocuğu vardı. Kadın bunlardan birini sırtına almış, diğerini de yürütüyordu. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) onu görünce (takdirlerini) şöyle ifade buyurdular:

-“Onlar hamile olur, çocuk doğurur, emzirir, yavrularına karşı son derece şefkatli ve merhametlidirler. Eğer kocalarına karşı küfran-ı ni’mette nankörlükte bulunmasalar, namaz kılanları hemen Cennet’e girerdi.”


TALAKTA(BOŞANMA) ŞAKA YOK

Ebû Musa radıyallahü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Bir kısım insanlara ne oluyor da Allah’ın hududuyla oynarlar. Onlardan biri çıkıp: “(Ey kadın) seni boşadım, sana dönüş yaptım, seni boşadım” der durur.


KADININ BOŞANMA TALEBİ MEKRUHTUR

İbnu Abbas radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Mazur bir sebep yokken kocasından boşanma talep eden kadın cennetin kokusunu bile bulamaz. Halbuki cennetin kokusu kırk yıllık yürüme mesafesinden duyulur.”


ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK VE  AYRILIK

Amr İbnu Şu’ayb babasından ve dedesinden (radıyallâhü anhüma) anlatıyor:

“Habibe Bintu Sehl, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas radıyallâhü anhüma’nın nikâh altında idi. Sabit ise kısa boylu çirkin bir adamdı. Habibe, Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a gelerek:
-“Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, Allah’tan korkmasam, kocam yanıma girince suratına tüküreceğim” der. Resûlüllah (aleyhissa-lâtü vesselam):
-“Mehir olarak aldığın bahçeyi geri verir misin?” dedi. Kadın: – “Evet!” dedi.
Kadın bahçeyi Sabite iade etti. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) da onları ayırdı.”


AİLEYE INFAK VE GEÇİM SIKINTISI

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

” Kişinin ailesine infak ettiği, sadakadır. Kişi ailesinin ağzına koyduğu lokmadan muhakkak sevab alır.”(Müslim,)
“Kişinin günahları çoğaldığı vakit (günahlarına keffaret olmak için) Allah-u Teâlâ onu geçim sıkıntısı ile ibtilâ eder.”(Rezin)


EVLENMEYEN ERKEK VE KADIN FAKİRDİR

İbnu Ebi Necih rahimehullah anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):

-“Kadını olmayan erkek miskindir, miskindir!” buyurmuşlardır. Yanındakiler:
-“Çokça malı olsa da mı?” dediler.
-“Evet çokça malı olsa da!” buyurdular. 

Sözlerine devamla:
-“Kocası olmayan kadın da miskinedir miskinedir!” buyurdular. Yanındakiler:
-“Çokça malı olsa da mı?” dediler. 

Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam): 
-“Evet kadının çok malı olsa da!” buyurdular.(Rezin)


KADINLA 4 ŞEY İÇİN EVLENİLİR

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı, haseb ve nesebi, güzelliği ve dini için. Sen dindarı seç de huzur bul.”(Buhârî, Müslim)


EVLENME DUASI

Amr İbnu Şu’ayb baba ve dedesinden anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:
-“Biriniz bir kadınla evlenir veya bir köle satın alırsa şöyle dua etsin:

“Allahım. ben bunun hayırlı olmasını ve hayırlı bir yaratılış üzere olmasını diliyorum. Onun şerrinden ve şerli bir tabiat üzere olmasından sana sığınıyorum. Eğer bir deve satın alırsa, eliyle hörgücünün üstünden tutup aynı şeyi söylesin.”(Ebû Dâvûd)


EVLENENİ TEBRİK ETMEK

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, evlenen bir kimseyi şöyle tebrik ederdi:
-“Allah sana mübarek kılsın, üzerine bereket indirsin, ikinizin arasını hayırda birleştirsin.”(Ebû Dâvûd Tirmizî)

Hasan-ı Basrî (r.a) anlatıyor:
“Akil İbnu Ebi Tâlib radıyallâhü anh, Beni Cüşem’den bir kadınla evlenmişti. Onu: “Kaynaşma ve oğullar” dileyerek tebrik ettiler. Fakat o: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’ın kullandığı tabirlerle dua edin:
-“Allah size (evliliği) mübarek etsin ve size bereket versin” deyin!” dedi.(Nesai)


NİKAHTA HAYIRLI KADIN

Ebû Hureyre radıyallâhü anhtan: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

“Kadınlarınızın hayırlısı, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden, ayrıldığı vakit malını ve iffetini koruyandır.” “(Nesai)


YAKLAŞIRKEN DUA ETMEK

İbnu Abbâs radıyallâhü anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Sizden kim hanımına temas etmekisteyince: “Allah’ın adıyla!
Allahım, bizi şeytandan uzak tut ve şeytanı da bize vereceğin nasipten uzak tut!” dese, sonra da Allah bu temastan onlara bir evlad nasip etse, şeytan ona ebediyen zarar vermez.”(Buhârî, Müslim, Tirmizî)


CAHİLEYE DEVRİ NİKAHLARI

Urve rahimehullah anlatıyor:
“Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ bana anlattı ki:

Cahiliye devrinde dört çeşit nikâh mevcuttu: Bunlardan biri, bugün (dinimizin meşru kıldığı ve) herkesçe tatbik edilen nikâhtır: Kişi, kişiden kızını veya velisi bulunduğu kızı ister, mehrini verir, sonra onunla evlenir.

Diğer bir nikâh çeşidi söyle idi: Kişi, hanımı hayızdan temizlenince: “Falancaya git, ondan hamilelik talep et” der ve hanımını ona gönderirdi. -Kadının o yabancı erkekten hâmile kaldığı anlaşılıncaya kadar, kocası ondan uzak durur, temasta bulunmazdı. O adamdan hamileliği açıklık kazanınca, zevcesi dilerse onunla zevciyât muamelelerine başlardı. Bu nikâh çeşidine asaletli bir evlat elde etmek için başvurulurdu, İşte bu nikâha nikâhu’l-istibza denirdi.

Diğer bir nikâh çeşidi şöyleydi: On kişiden az bir grup toplanır, bir kadının yanına girerler ve hepsi de ona temasta bulunurdu. Kadın hâmile kalıp doğum yaparsa, doğumdan birkaç gün sonra, kadın onlara haber salar, hepsini çağırırdı. Hiçbiri bu davete icabet etmekten kaçamaz, kadının yanına gelirdi. Kadın onlara: “Hadisenizi hatırlamış olmalısınız, işte şimdi doğum yaptım. Ey falan, çocuk senindir” der, çocuğu bunlardan dilediğine nisbet ederdi. Adamın buna itiraz etmeye hakkı yoktu.

Diğer dördüncü nikâh çeşidi şöyleydi: Çok sayıda insan toplanıp bir kadının yanına girerlerdi. Kadın gelenlerden hiçbirine itiraz edemezdi. Bu kadınlar fahişe idi. Kapılarının üzerine bayraklar dikerlerdi. Bu kadınlarla temas arzu eden herkes bunların yanına girebilirdi. Bunlardan biri hamile kaldığı takdirde, çocuğunu doğurduğu zaman, o adamlar kadının yanında toplanırlar ve kâifler çağırırlardı. Kâifler bu çocuğun, onlardan hangisine ait olduğunu söylerse nesebini ona dâhil ederlerdi. Çocuk da ona nisbet edilir, onun çocuğu diye çağrılırdı. O kimse bunu reddedemezdi.

Muhammed aleyhissalâtü vesselam hak ile gönderilince, bütün cahiliye nikâhlarını yasakladı, sadece insanların bugün tatbik etmekte olduğu nikâhı bıraktı.”(Buharı. Ebû Dâvûd)


NİKAHTA ANNELERİNE SORMAK

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor: 

“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: -“Kızları hakkında kadınlarla istişare edin!”(Ebû Dâvûd)


EVLENMEK İSTEYENİ EVLENDİRME

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Dini ve ahlâkı sizi memnun eden birisi kız talep ederse onu evlendirin. Böyle yapmazsanız, yerzüzünde fitne ve geniş bir fesad çıkar.”(Tirmizî)


ZİNA EHLİ VE CEZASI

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-” 100 sopa vurulmak cezası ile cezalandırılmış zâni kimse ancak kendisi gibi biriyle evlenebilir.”(Ebû Dâvûd)


MAHREMİYET

İbnu Abbas radıyallâhü anhümâ’dan nakledildiğine göre:

“Nesebten yedi, sıhriyetten de yedi kişi haram edilmiştir” demiş ve şu ayeti okumuştur. 
Mealen:
“Size şu kadınları nikahlamak haram kılındı: 

Anneleriniz, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emzirmiş olan süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, hanımlarınızın anneleri, aranızdan zifaf geçmiş olan kadınlarınızdan doğan üvey kızlarınız. Eğer zifaf geçmemişse onların kızlarını nikâhlamakta size günah yoktur. Öz oğullarınızın “hanımlarını nikahlamanız ve iki kızkardeşi birden nikâhınız altına almanız da size haram kılındı…” (Nisa 23)(Buhâri, Nikah 24)


RADA’ (SÜT EMME)

Hazreti Ali radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Aziz ve Celil olan Allah, nesebten haram ettiğini sütten de haram etti.”(Tirmizî)


Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Ebû’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah, örtünmeyi emreden ayet indikten sonra yanıma girmek için izin istedi. 

Ben:
“Allah’a yemin olsun, Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’dan izin istemedikçe ben ona girme izni vermeyeceğim! Çünkü onun kardeşi Ebû’l-Ku’ays beni emziren kimse değildir, beni Ebû’l-Ku’ays’ın hanımı emzirdi!” dedim. Derken yanıma Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) girdiler.
-“Ey Allah’ın Resulü, dedim. Ebû’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah yanıma girmek için izin istedi. Ben sizden sormadıkça izin vermekten imtina ettim!” dedim. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Amcana izin vermekten seni alıkoyan sebep ne?” buyurdular. Ben:
-“Ey Allah’ın Resulü! dedim. Beni emziren erkek değil. Beni onun hanımı emzirdi” dedim. Resûlüllah yine:
-“Sen onun girmesine izin ver. Zira o senin amcandır, Allah iyiliğini versin” buyurdular.
(Urve devamla der ki:) işte bu sebeple Hazreti Ayşe radıyallâhü anhâ:
-“Neseb sebebiyle haram kıldıklarınızı emme sebebiyle de haram kılın!” derdi.”(Buhâri, Müslim)


Katâde anlatıyor:
ibrahim Nehâ’î’ye yazarak emme (radâ) hakkında sordum. Bana: “Şureyh bize Hazreti Ali ve İbnu Mes’ud radıyallâhü anhümâ’nın, -“Emmenin azı da çoğu da haramı sabit kılar” dediklerini yazdı.”(Nesâî)


EŞLER ÖFKELENDİĞİNDE

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), bana:

-“Ben senin bana kızdığın ve benden razı olduğun zamanları biliyorum” buyurdular. 

Ben:
-“Bunu nereden anlıyorsunuz?” diye sordum.
-“Benden razı oldun mu bana: “Hayır Muhammed’in Rabbine yemin olsun! ” diyorsun. 

Bana öfkeli olunca: “Hayır! ibrahim’in Rabbine yemin olsun!” diyorsun” dedi. 

Ben:
“Doğru, ey Allah’ın Resulü, ben sadece senin adını terkederim?” dedim.”(Buhârî, Nikah 108)


ÜÇ TALAKTAN SONRA

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:

“Bir adam hanımını üç talakla boşadı. Kadınla bir başka adam evlendi, ancak bu adam da kadını temasdan önce boşadı. Kadın tekrar önceki kocasına dönmek istemişti. Resûlullah aleyhisalâtu vesselâm’a bu hususta soruldu:
-“Hayır! ikincisi kadının balcığından tatmadıkça önceki tadamaz!” buyurdular.(Buhârî, Müslim)


HANIMLAR ARASINDA ADALET

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa Kıyamet günü (vücudunun) yarısı düşük olarak gelir.”
Diğer bir rivayette “Bir tarafı felçli olarak gelir” denmiştir.(Ebû Dâvûd Tirmizî)


KALBEN BÎR TARAFA MEYİL

İbnu Ömer r.a rivayet ediyor:

-“Kocanın hanımı üzerindeki haklarından bazıları şunlardır: 

Koca, hanımını cinsî münâsebete çağırdığı zaman, deve üzerinde de olsa davete »icabet etmek. 

Müsâadesi olmadan, evinden bir şey vermemek. Şayet izinsiz bir şey verecek olursa, sevabı kocasına günahı kendisine olur. 

Müsâadesi olmadan oruç tutmamak. Şayet kocası müsâade etmeden nafile oruç tutacak olursa, açlığı ve susuzluğu yanına kalır; orucu kabul olmaz. 

Kocasının müsâadesini almadan evden çıkacak olursa, eve dönünceye veya tövbe edinceye kadar melekler ona lanet ederler.””(Beyheki)


HANIMDAN İZİN İSTEME

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:
“Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam hastalandığı zaman kadınlarını çağırdı, yanında toplandık.
-“Ben sizleri teker teker dolaşacak durumda değilim. Uygun görürseniz Âişe’nin yanında kalmama müsaade edin, orada kalayım” buyurdular. Kadınlarda kendisine izin verdiler.”(Ebû Dâvûd)


EVLİLİKTE SULH İLE ANLAŞMA

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ:
“Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden veya kendisinden yüz çevirmesinden korkarsa, bazı fedâkârlıklarla sulh olup aralarını düzeltmelerinde onlar için bir günah yoktur. Sulh ise daha hayırlıdır..” (Nisa 128) Ayeti hakkında dedi ki:
“Bu âyet, şöyle bir kadın hakkında inmiştir:
“Bir erkeğin nikâhı altındadır, ancak erkek onunla beraberliği fazla istememektedir, onu boşayıp bir başkasıyla evlenmeyi arzulamaktadır. Ona kadın:
“Beni boşama, yanında tut, dilersen bir başkasıyla da evlen. Sen bana infak ve gece ayırma hususunda serbestsin” der. İşte ayette geçen şu meal »bu mânayadır:
“Bazı fedakârlıklarla sulh olup aralarını düzeltmelerinde onlar için bir günah yoktur. Sulh ise hayırlıdır.”(Buhâri, Müslim)


ŞARTLI EVLİLİK

Hazreti Ömer radıyallâhü anh demiştir ki: “Bir adam bir kadınla eşlenir, nikâh sırasında kadını kendi memleketinden dışarı çıkarmama şartını kabul ederse, bilahare kadın razı olmadıkça, onu dışarı çıkaramaz.”(Tirmîzî)


KADIN KADINA YAKIN OLMAK

İbnu Mes’ud radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Kadın kadına bir örtünün altında yakın olmamalıdır, onu tutup kocasına vasfeder de adam görmüş gibi olur.”(Ebû Dâvûd Buharı)


EVLİLİKTE ÇEHİZ

Ata İbnu Yesâr rahimehullah anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam Hazreti Fâtıma radıyallâhü anhâ’ya çehiz olarak kadife bir örtü, bir su kabı ve içerisi izhirle doldurulmuş bir minder verdi.”(Nesâî)
Hazreti Ali radıyallâhü anh anlatıyor:

-“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın kızı (Fâtıma gerdek gecesi) bana gönderildi. Onun gönderildiği gece yatağımız koyun derisinden başka bir şey değildi.”(Haraiti. ihya)


YETİM BÜYÜTEN ANNENİN FAZİLETİ

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

“Allah-û Teâlâ benden önce Cennet’e girmeyi bütün insanlara haram etmiştir. Fakat sağımda beni geçmeye çalışan bir kadın gördüm ve “beni geçmek isteyen bu kadın kimdir?” dedim. Denildi ki; Yâ Muhammed, bu genç yaşında kocası ölen güzel bir kadındır ki; yanındaki yetim çocukları (bütün sıkıntılara katlanarak namus ve iffetiyle) onların başını bekledi ve onları büyüttü, işte mükâfat olarak Allah-û Teâlâ ona bu mertebeyi verdi.


ALLAH'IN EN SEVMEDİĞİ ŞEY BOŞANMA

Muharrib İbnu Disar, İbnu Ömer radıyallâhü anhüma’dan naklen anlatıyor: “Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:
– “Allah’ın, helal kıldıkları arasında en sevmediği şey boşanmadır. Diğer bir rivayet: “Allah’ın en sevmediği helal, talaktır.”(Ebû Dâvûd Tirmizî)


KOCAYA İTAAT

Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

“Kadın beş vakit namazını kılar. Ramazan orucunu tutar, kendisini yabancıdan korur ve kocasına itaat ederse, Rabb’ının Cennetine girer.”


EVLENMENİN VE BOŞAMANIN ŞAKASI YOK

Yine Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Üç şey vardır ki, onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir: Nikâh, talak, köle azad.”(Ebû Dâvûd Tirmizî)


ŞEYTANIN TASALLUTUNDAN KURTULMAK

Hazreti Câbir radıyallâhü anh anlatıyor: ”Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Şurası muhakkak ki kadın, şeytan suretinde gelir, şeytan suretinde gider. Biriniz yabancı bir kadında hoşuna giden bir husus görürse, hemen kendi hanımına gelsin; zira bu, nefsinde uyananı giderir.”(Müslim, Ebû Dâvûd)


İSTENEN KIZI İSTEMEK

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor:

“Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam, kişiyi, kardeşi bir kızı isteme sırasında o kıza talip olmaktan nehyetti.
-“Ne zaman isteyen vazgeçer veya kendine izin verirse o takdirde tâlib olabilir” buyurdu.(Buhârî, Müslim)


OĞLAN EVİNİN GÖRÜLMESİ

Hazreti Câbir radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissâlâtü vesselam buyurdular ki:
“Biriniz bir kadının talibi olunca, onun kendini evlenmeye davet eden yerini görmeye muktedirse, onu hemen yapsın.”(Ebû Dâvûd)


EVLİLİKTE ORTA YOL

Hazreti Âişe (radıyaliâhü anhâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurdu:

-“Bil ki, ben. hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç da tutarım. kadınlarla evlenirim de. 

Ey Osman, Allah’tan kork, zira ehlinin senin üzerinde hakkı var, müsafirin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyle ise bâzan oruç tut, bâzan ye. Namaz da kıl, uykunu da al.”(Ebû Dâvûd)


MEHRİN EN FAZLASI

Ebû’l-Acfâ es-Sülemi anlatıyor:
“Birgün, Hazreti Ömer radıyallâhü anh, cuma hutbesi verdi ve hutbede şöyle söyledi:

-“Sakın, kadınların mehirlerini artırmayın. Zira bu, eğer dünya için bir şeref, âhiret için de bir takva olsaydı buna en çok Resûlullah lâyık idi. Halbuki O, kadınlarından veya kızlarından hiç birine oniki ukiyyeden fazla mehir takdir etmemiştir.”(Ebû Dâvûd, Tirmizî)
-1 Ukiyye yaklaşık1283 gr.

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ’ya:
-“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’ın hanımlarına verdiği mehir ne idi?” diye sorulmuştu şu cevabı verdi:
-“Oniki ukiyye ve bir neşş idi. Neşş nedir biliyor musunuz? Yarım ukiyyedir. Bunun tamamı beşyüz dirhem eder.”(Müslim, Ebû Dâvûd) 1 dirhem 3.4gr.
Hazreti Enes radıyallâhü anh anlatıyor:
“Abdurrahman İbnu Avf radıyailâhü anh Medine’ye gelince Resûlullah aleyhissalâtü vesselam onu Sa’d İbnu Rebi el-Ensâri ile kardeş yaptı, el-Ensari (zengin birisiydi ve) iki hanımı vardı. Abdurrahman’a malını ve ehlini yan yarıya paylaşmayı teklif etti. Abdurrahman:
-“Allah malını ve ehlini sana mübarek kılsın. Bana pazarı göster yeter!” dedi. Pazara geldiler. O gün keş ve yağ alıp satmaktan bir miktar kazanç elde etti. Bir müddet sonra. Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, onunla karşılaşınca, üzerinde sürünme maddesinin izlerini gürdü ve:
-“Hayırdır! Neler oldu Ey Abdurrahman?” diye sordu.
-“Ensârî bir kadınla evlendim!” dedi. Resûlullah:
-“İyi de kadına mehir olarak ne verdin?” buyurdu. Abdurrahman:
“Bir nevat (yakalaşık 17 gram) altın!” deyince. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Bir de ziyafet ver, bir tek koyunla da olsa!” diye, ferman etti.”(Buhârî)


KIZ ÇOCUĞU CENNETE GÖTÜRÜR

İbnu Abbas radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

“Her kimin iki kız çocuğu olur ve yanında bulundukları müddetçe onlara hüsn-ü muamelede bulunursa, mutlaka onlar, o adamı cennete götürür.” (Deylemi)


DEYYUS

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki: 

“Üç kişi vardır, Kıyamet günü Allah onlara nazar etmez: 

Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse, erkekleşen kadın, ve deyyus kimse.”(Nesâî, Zekat 69)
(Deyyus, kadınını yabancı erkeklerden kıskanmayan kimse) 


ŞEHVET

Ebû Berze el-Eslemi radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Sizin hakkınızda en ziyade korktuğum şey, zenginlik hırsı ile mideleriniz ve ferçlerinizin şehvetleri, bir de fitnelerin şaşırtmalarıdır.”(Müsned)


KARI KOCANIN BİRBİRİNE TAHAMMÜLÜ

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

“Karısının kötü huyuna tahammül eden erkeğe. Allah-û Teâlâ ibtilaya sabreden Eyüp Aleyhisselâm’a yerdiği mükafat gibi, mükâfat verir. Kocasının kötü huyuna tahammül eden kadına da, Firavn’ın nikahında bulunan Âsiye’ye verdiği mükâfatı verir.””(ihya)


ZÎNA VE İMAN BİRADA BULUNMAZ

Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Kişi zina edince iman ondan çıkar ve başının üstünde bir bulut gibi asılı durur. Zinadan çıkınca iman adama geri döner.”(Ebû Dâvûd)
İmam Mâlik rahimehullah a ulaştığına göre:
“Ümmü Seleme radıyallâhü anhâ, Efendimiz’den sormuştur:
-“Ey Allah’ın Resulü! Aramızda salihler mevcut iken bizler helak mi olacağız? ” Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Evet. buyurmuşlardır, pislik (zina) artarsa!”(Muvatta)


TATLI DİL GÜZEL SÖZ

Hazreti Enes radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

Sizden biriniz (münâsebette bulunacağı zaman) ailesine, hayvan gibi çullanmasın.
Aralarında (teşvik ve tahrik edici) vasıta olsun” buyurdu. -Bu vasıta nedir, Ya Resûlallah?” diye sorulunca, Resûli Ekrem: -“Öpmek ve şehveti tahrik edecek sözlerdir” buyurmuştur. (Deylemi)


KIZ MI ERKEK Mİ?

Hazreti Sevbân radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselama yahudilerden bir âlim geldi.
-“Ben sana bir peygamber veya bir veya iki kişiden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir şey sormak için geldim” dedi.

Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Söylediğim takdirde sana faydası olacak mı?” buyurdular.
-“Kulaklarımla dinlerim” dedi.
-“Sor!” buyurdular.
-“Sana çocuktan soracağım” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):

-“Erkeğin suyu beyazdır. Kadının suyu ise sarıdır, ikisi birleşir ve erkeğin menisi kadının menisine üstün gelirse Allah’ın izniyle çocuk erkek olur. Kadının menisi erkeğin menisine üstün gelirse çocuk Allah’ın izniyle kız olur” buyurdular. 

Yahudi:
-“Vallahi doğru söyledin! Sen gerçekten hak peygambersin” dedi ve ayrıldı. 

Resûlullah aleyhissalâtü vesselam:
-“Bu adam bana soracağını sordu. Ben bunlardan bir şey bilmiyordum. Tâ ki Allah onları bana bildirdi” buyurdular.(Müslim)


KOCANIN HELAK OLMASI


Beyheki rivayet ediyor:

“Bir zaman gelecek, kişinin helâkı; karısının, anne-babasının ve çocuklarının elinde olacaktır. 

Bunlar onu, fakirlikle ayıplarlar ve gücünün yetmediği şeyleri kendisinden isterler. 

Adam bu sebeple tehlikeli işlere girerek dîni gider ve kendisi de helak olur.”


BAŞKASINA BAKMA


Hazreti Cerir radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’a ani bakıştan sordum.
Bana:
-“Nazarını hemen çevir!” buyurdu.(Müslim, Tirmizî)
Hazreti Büreyde radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, (nikâhınız altında olmayan kadınlara bakmayı yasaklayan ayeti kerime inince, gözümüz birden kayarsa ne yaparız diyen) Hazreti Ali radıyallâhü anh’a buyurdular ki:
— Ya Ali, ennazratül ûlâ lek, vessânî aleyk
“Ey Ali, ilk bakış lehinedir, ama ikinci bakış aleyhinedir. (Bakışına bakış ekleme)”(Tirmizî, Ebû Dâvûd)


CİNS DEĞİŞTİRME(MUHANNIS)

İbnu Abbâs radıyallâhü anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam erkeklerden kadınlaşanları, kadınlardan da erkekleşenleri lanet etti ve:
-“Onları evlerinizden çıkarın!” buyurdu.(Buhârî. Ebû Dâvûd)


KADIN VE ERKELERİN KARIŞIK YÜRÜMESİ

Ebû Üseyd radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, mescidden çıkıyordu. Yolda kadınlarla erkeklerin karışmış vaziyette olduklarını görünce, kadınlara:
-“Sizler geride kalın. Yolun ortasından gitmeyin, kenarlarından gidin!” buyurdu. Bundan sonra, kadınlar nerdeyse duvara değecek şekilde yürürdü. Bazan bu değmeler sebebiyle, elbisesinin duvara takıldığı olurdu.”(Ebû Dâvûd)
İbnu Ömer radıyallâhü anhüm anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam, erkeğin iki kadın arasında yürümesini yasakladı.”(Ebû Dâvûd)


DIŞARI ÇIKAN KADINI ŞEYTAN GÖRÜR

İbnu Mes’ud radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki: -“Kadın avrettir, dışarı çıktı mı şeytan onu görür olur.”(Tirmizi)


EVLİLİĞİ İLAN VE ZANDAN KURTULMA

Hazreti Enes radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselam kadınlarından biriyle beraber idi. Yanından bir adam geçti. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) adamı çağırarak:

-“Bu benim hanımımdır!” dedi. 

Adam:
-“Ey Allah’ın Resulü! Ben herkesten şüphe etsem de sizden şüphe etmem!” deyince, Resûlullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Şeytan insana, kanın girdiği gibi girer” buyurdular.(Müslim)


KARŞI CİNSLE EVLİLİK DIŞINDA YALNIZ KALMAK

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor:
“Hazreti Ömer radıyallâhü anh, el-Cabiye’de bize hitaben:
“Ey insanlar, dedi. Ben, (şu hutbeyi okumak üzere) aranızda kalkıyorum, tıpkı, Resülullah aleyhissalâtü vesselâm’ın da bizim aramızda kalktığı gibi. (O kalkıp) şöyle demişti:
—”Size Ashabımı, sonra da onların peşinden gelecekleri (sonra da bunların peşinden gelecekleri) tavsiye ediyorum.
Daha sonra yalan, öylesine yayılacak ki. kişi, kendisinden yemin taleb edilmediği halde yemin edecek, şahidliği istenmediği halde şehadette bulunacak.
Haberiniz olsun, bir erkek (nikâhsız olarak) bir kadınla baş başa kaldı mı onların üçüncüsü mutlaka şeytandır.
Size cemaati tavsiye ederim. Tefrikadan (ayrılıkçılıktan) sakının. Zira şeytan, tek kalanla birlikte olur. İki kişiden ise uzak durur.
Kim cennetin ortasını dilerse, cemaatten ayrılmasın. Kimi yaptığı hayır sevindirir ve kötülüğü de üzerse, işte o, mü’mindir.”(Müslim)


ÇOK ÇOCUK SAHİBİ OLMA

Ebu Ya’la rivayet ediyor:
“ikinci (Hicri) asırdan sonra insanların en hayırlısı, gaailesi az ve çoluk çocuğu olmayan kimsedir.””(ihya)


ÖRTÜNME VEYA TESETTÜR

Ümmü Seleme radıyallâhü anhâ anlatıyor:
“Ben Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm’ın yanında idim. Yanında Meymune Binti Haris radıyallâhü anhâ da vardı. (Bu esnada) İbnu Ümmi Mektum bize doğru geliyordu. 

-Bu vak’a, örtünmekle emredilmemizden sonra idi

- ve yanımıza girdi. Resûlullah aleyhissalâtü vesselam bize:
-“Ona karşı örtünün!” diye emretti. Biz:
-“Ey Allah’ın resulü! O, âmâ ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi?” dedik. Bunun üzerine:
-“Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz?” buyurdu.(Ebû Dâvûd)


KADINLARA İYİ DAVRANIN

Ebû Hüreyre (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:

-“Kadınlara iyi davranın, zira kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara iyi davranın .”(Buharı, Nikah)
Amr lbnu ‘l-Ahvas (radıyallâhü anh) anlatıyor:
“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: “Kadınlara iyi davranın. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. istemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızda.”(Tirmizî, Tefsir)


KADININ HAKLARI

Hakim İbnu Mu’âviye, babası Muaviye (radıyallâhü anh)’den anlatıyor:
-“Ey Allah’ın Resulü! dedim, bizden her biri üzerinde, hanımının hakkı nedir?”
-“Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, çirkin görmemen, evin içi hariç onu terk etmemen.”(Ebû Dâvûd, Nikah 42)


KİM CENNETE GİRER?

Ümmü Seleme (radıyallâhü anhâ) anlatıyor:
“Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:
-“Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.”(Tirmizî, Rada 10)


KOCASINI MEMNUN ETMEYEN KADIN LANETLENİR

Ebû Hüreyre (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:
-“Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan razı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.”
Bir başka rivayette: “Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lanetler” denmiştir.(Buhârî. Nikah 85)


EN HAYIRLI KADIN KİMDİR?

Ebû Hüreyre (radıyallâhü anh) anlatıyor:
-“Ey Allah’ın Resulü dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”
-“Kadınlarınızın hayırlısı, kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden. ayrıldığı vakit malını ve iffetini koruyandır” diye cevap verdi.”(Nesâi. Nikah 14)


KOCAYI ŞİKÂYET ETME

Ebû Said (radıyallâhü anh) anlatıyor:
“Safvân İbnu Muattal (radıyallâhü anh)’ın hanımı, yanında Safvân da bulunduğu bir anda Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a gelerek:
-“Ey Allah’ın Resulü, namaz kıldığım zaman kocam beni dövüyor, oruç tuttuğum zaman da orucumu bozduruyor, güneş doğuncaya kadar da sabah namazı kılmıyor!” dedi. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), hanımının bu söyledikleri hakkında Safvân’a sordu. Safvân:
-“Ey Allah’ın Resulü! “Namaz kıldığım zaman dövüyor” sözüne gelince, o bir rekatte uzun iki sûre okuyor. Halbuki ben bunu yasakladım” dedi. Resûlüllah kadına:
-“insanlara tek surenin okunması yeterlidir” buyurdu, Safvân devam etti:
“Oruç tuttuğum zaman bozduruyor” sözüne gelince, Hanımım oruç tutup duruyor. Ben gencim, hep sabredemiyorum.” dedi. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):
“Bir kadın kocasının izni olmadan (nafile) oruç tutamaz!” buyurdular. Safvân devamla:
“Güneş doğuncaya kadar sabah namazı kılmadığım sözüne gelince, biz (gece çalışan) bir aileyiz, bunu herkes biliyor. (Sabaha yakın yatınca) güneş doğuncaya kadar uyanamıyoruz” diye açıklama yaptı. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):
“Ey Safvân. uyanınca namazını kıl!” buyurdular.(Ebû Dâvûd. Savm 74)


EV İŞİ GÖRMENİN FAZİLETİ ve HAZRETİ FATIMA

Ebû’l – Verd İbnu Sümâme anlatıyor: “Hazreti Ali (radıyallâhü anh) İbnu Ağyed’e dedi ki:
“Sana kendimden ve Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) ‘ın kızı Fâtıma (radıyallâhü anhâ)’dan -ki o, babasına, ailesinin en sevgili olanı idi-bahsedeyim mi?”
-“Evet, bahsedin!” dedim. Bunun üzerine:
-“Fâtıma radıyallâhü anhâ değirmen çevirirdi: elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Rasûlüllah’a bir kısım köleler getirilmişti.. Fâtıma ‘ya:
-“Babana kadar gidip bir köle istesen!” dedim. Gitti. Aleyhisselâtu vesselâm’ın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resûlüllah Fâtıma’ya gelerek:
-“Kızım ihtiyacın ne idi?” diye sordu. Fâtıma sükût edip cevap vermedi. Ben araya girip:
-“Ben anlatayım Ey Allah’ın Resulü!” dedim ve açıkladım: “Fatma’nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Köleler gelince ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. Bu açıklamam üzerine Resûlüllah:
-“Ey Fâtıma, Allah’tan kork, Allah’a olan farzlarını eda et, ailenin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır..” buyurdular. Fâtıma (radıyallâhü anhâ):
-“Allah’dan ve Allah’ın Resulünden razıyım” dedi. Resûlüllah ona hizmetçi vermedi.”(Buhârî, Fedail-ul Ashab 9)


KARI-KOCANIN BİRBİRİNE HÜRMET VE SAYGISI

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki:
“Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.”(Buhârî)
Abdullah İbni Ebi Evfa radıyallâhü anh anlatıyor:
“Hazreti Muaz Şam’dan dönünce Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a secde etmişti. Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) hayretle :
-“Ey Muaz! Bu da ne?” dedi. O açıkladı:
-“Şam’a gitmiştim, onların reislerine ve patriklerine secde ettiklerine rastladım, içimden, aynı şeyi size yapmak arzusu geçti.” Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam), bunun üzerine:
-“Bunu yapmayın! Zira, şayet ben, bir kimseye, Allah’tan başkasına secde etmeyi emretseydim, kadına kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed’in nefsi elinde olan Zat-ı Zülcelal’e yemin ederim ki, bir kadın, kocasının hakkını eda etmedikçe Rabbinin hakkını da eda edemez. Kadın (deve sırtındaki) semere binmiş iken kocası nefsini talep edecek olsa, kadın bu isteğe mani olamaz.”


RESÜLÜLLAHIN EV HÂLİ

Hazreti Âişe radıyallâhü anhâ anlatıyor:
-“Peygamberimizin ev halkının, bazan bir ay geçer, hücrelerinin hiçbirinde ateş yanmazdı.”
Ebû Seleme der ki: “Ben Âişe radıyallâhü anhâ’dan sordum:
-“Öyleyse bu esnada ne yerlerdi?” Şu cevabı verdi:
-“İki siyah… Hurma ve su! Ancak, Ensardan komşularımız vardı. Onlar

sadakatli komşulardı. Onların sağmal hayvanları vardı. Bunlar hayvanlarının sütünden Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a gönderirlerdi. (O, bize de içirirdi)” dedi.
Süleyman İbnu Surad radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlüllah aleyhissalâtü vesselam bize geldi ve bir yiyecek (ikramına) gücümüz yetmeksizin üç gece kaldık.
Hazreti Ebû Hureyre radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlüllah aleyhissalâtü vesselama bir gün sıcak bir yemek getirilmişti. Yedi ve yemekten çıkınca:
-“Elhamdülillah, şu şu vakitten beri mideme sıcak bir yemek girmemişti” buyurdu.


BOŞANMADA ÇOCUK KİMDE KALACAK

Amr İbnu Şuayb babası vasıtasıyla dedesinden (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselâm)’a bir kadın gelerek:
-“Bu çocuğa karnım yuva, göğsüm içecek, kucağım da kundak olmuş iken. babası beni boşadı ve onu da benden koparıp almak istiyor!” diye şikâyet etti. Hazreti Peygamber (aleyhissalâtü vesselam):
-“Sen evlenmedikçe, çocuğa sen layıksın!” cevabını verdi.”(Ebû Dâvûd)
Ebû Hureyre (radıyallâhü anh) anlatıyor.
“Hazreti Peygamber (aleyhissalâtü vesselam) bir oğlan çocuğunu, baba veya annesini seçmede muhayyer bıraktı. Çocuk annesini seçti ve onun elinden tuttu. Annesi de çocuğu alıp götürdü.”(Tirmizî)


EŞE VE AİLEYE KARŞI İYİ OLMAK

Hazreti Ebû Hureyre (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: “Mü’minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır.
En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.” (irmizî. Ebû Dâvûd)


YABANCI BİRİYLE YALNIZ KALMA

İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurdular: “Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!” Bunun üzerine bir adam kalkarak:
-“Ey Allah’ın Resulü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise savaşa yazıldım!” dedi. Resülullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!” diye emretti.”(Buhâri, Müslim)


ŞEYTANSIZ İNSAN OLMAZ

Hazreti Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor:
“Resülullah aleyhissalâtü vesselam bir gece yanımdan çıkıp gitmişti. (Benim nöbetimde) hanımlarından birinin yanına gitmiş olabilir diye içime kıskançlık düştü. Geri gelince halimi anladı ve:
-“Kıskandın mı yoksa?” dedi. Ben de:
-“Evet! Benim gibi biri senin gibi birini kıskanmaz da ne yapar?” dedim. Resülullah (aleyhissalâtü vesselam):
-“Sana yine şeytanın gelmiş olmalı” dedi. 
Ben: 
-“Benimle şeytan mı var?” dedim. 
-“Şeytanı olmayan kimse yoktur” dedi. -“Seninle de var mı?” dedim.
-“Evet, Ancak ona karşı Allah bana yardım etti de müslüman oldu. buyurdu.(Müslim.Münafikun 70)


KADINLARIN KOCALARINDAN ŞİKAYET ETMESİ

Hazreti Âişe (radıyallâhü anhâ) anlatıyor:
“Onbir kadın oturup, kocalarının ahvalini haber vermede ve hiçbir şeyi gizlemiyecekleri hususunda birbirlerine kesin söz verip anlaştılar:
Birincisi :
-“Benim kocam (yalçın) bir dağın başındaki zayıf bir devenin eti gibidir. Kolay değil ki çıkılsın. semiz değil ki götürülsün ” dedi. (Yani kocasının sert mizaçlı, huysuz, gururlu oluşuna, ailenin kendisinden istifade etmediğine işaret etti.)
ikincisi:
-“Ben kocamın haberini faş etmek istemem, çünkü korkarım. Eğer zikretmeye başlarsam büyük-küçük herşeyini söyleyip bırakmamam gerekir” dedi.. (Bu sözüyle kocasının çok kötü olduğuna işaret etti).
Üçüncüsü :
-“Benim kocam uzun boyludur, konuşursam, boşanırım, konuşmazsam muallakta bırakılırım ” dedi. (Bu da kocasının akılca kıt olduğunu belirtmek istedi).
Dördüncüsü:
-“Kocam Tihâme gecesi gibidir. Ne sıcaktır, ne soğuktur. Ne korkulur, ne usanılır” dedi.
Beşincisi:
-“Kocam içeri girince pars, dışarı çıkınca arslan gididir. Bana bıraktığı (ev işlerinden hesap) sormaz” dedi.
Altıncısı:
-“Kocam, yedi mi çokyer, içti mi sömürür, yattı mı sarınır. Benim kederimi anlamak için (elbiseme) elini sokmaz.”
Yedincisi:
“Kocam tohumsuzdur. Her dert onundur. Başımı yarar, vücudumu yaralar, herşeyi toplar, (her eline geçeni, vurur)” dedi.
Sekizincisi:
-“Onun (vücuduna) dokunmak tavşana dokunmak gibi (yumuşak)tır. Güzel kokulu bitki gibi hoş kokar” dedi.
Dokuzuncusu:
-“Kocamın direği yüksektir (evi rahattır), kılıcının kını uzundur (boylu posludur), ocağının külü çoktur, evi meclise yakın (misafirperver) bir adamdır” dedi.
Onuncusu:
-“Kocam zengindir, hem de ne zengin! Artık akıl ve hayalinizden geçen her hayrın sahibidir. Onun çok devesi vardır. Develerin, çökecek yerleri çok, yaylakları azdır. Çalgı sesini (ziyafeti) duydular mı kesileceklerini anlarlar.
Onbirincisi:
-“Kocam Ebû Zerr’dir. Amma ne Ebû Zerr’dir! Anlatayım: Kulaklarımı zinetlerle doldurdu, bazularımı yağla tombullaştırdı. Beni hoşnut kıldı, kendimi bahtiyar ve yüce bildim. O beni Şıkk denen bir dağ kenarında bir miktar davarla geçinen bir ailenin kızı olarak buldu. Beni atları kişneyen, develeri bögüren, ekinleri sürülüp daneleri harmanlanan müreffeh ve mesud bir cemiyete getirdi. Ben onun yanında söz sahibiyim, hiç azarlanmam. (Akşam) yatar sabaha kadar uyurum. Doya doya süt içerim. Ebû Zerrin annesi de var: Ümmü Ebû Zerr. Ama o ne annedir! Onun zahire anbarları büyük, hararları iri, evi geniştir. Ebû Zerr ‘in oğlu da var. Ama ne nezaketli gençtir o. Onun yattığı yer, kılıcı çekilmiş kın gibidir. Onu dört aylık bir kuzunun tek budu doyurur, (az yer). Ebû Zerr’in bir de kızı var. Ama o ne terbiyelidir. Babasına itaatkârdır. Anasına da itaatkârdır. Vücudu elbisesini doldurur. Endamıyla (kuma ve akranlarını) çatlatır.
Ebû Zerr’in bir de cariyesi var. O ne sadakatli, ne iyi câriyedir. Aile sırrımızı kimseye söylemez, evimizin azığını asla ifsad ve israf etmez, evimizde çer çöp bırakmaz, temiz tutar. Namusludur, eve kir getirmez.
Bir gün Ebû Zerr evden çıktı. Her tarafta süt tulumları yağ çıkarılmak için çalkalanmakta idi. Yolda, bir kadına rastladı. Kadının, beraberinde, pars gibi çevik iki çocuğu vardı, koltuğunun altından kadının memeleriyle oynuyorlardı. (Kocam bu kadını -sevmiş olacak ki) beni bıraktı, onunla evlendi. Ondan sonra ben de şeref sahibi bir adamla evlendim. O da güzel ata binerdi. Hattâ mızrağını alır ve akşam üzeri deve ve sığır nevinden birçok hayvan sürer, bana getirirdi. Getirdiği her çeşit hayvandan bana bir çift verirdi. Ve bana:
-“Ey Ümmü Zerr! Ye, iç ve akrabalarına ihsanda bulun! ” derdi. Ümmü Zerr der ki: “Buna rağmen, ben bu ikinci kocamın bana verdiklerinin hepsini bir araya toplasam, Ebû Zerr’in en küçük kabını dolduramaz.”
Bu hadisi rivayet eden Hazreti Âişe (r.a.) der ki: “Resûlüllah
(aleyhissalâtü vesselam)
-“Ey Âişe, buyurdular, ben sana Ebû Zerr’in Ümmü Zerr’e nisbeti gibiyim. (Şu farkla ki ben seni boşamadım. Biz beraber yaşayacağız).”(Buhârî, Nikah 82)


İNANAN KADINA BUĞZ ETME!

Hazreti Cabir (radıyallâhü anh) anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam buyurdular ki:

-“Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına bugzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.”(Müslim, Rada 61)


KADINLAR VE NOKSANLIK

İbnu Ömer radıyallâhü anhüma anlatıyor: “Resûlüllah (aleyhissalâtü vesselam):

-“(Ey kadınlar topluluğu!) Ben, akıl sahiplerine aklı ve dini nakıs olanlardan galebe çalan sizin kadarını hiç görmedim!” demişti, içlerinden dirayetli bir kadın:

-“Bizim aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?” diye sordu.

-“Aklınızın noksanlığı, şahidlikte. iki kadının şehadetinin bir erkek şehadetine denk olmasıdır. 
- Dindeki noksanlık ise, ay hali sebebiyle) ramazanda oruç yemeniz ve bazı günler namaz kılmamanızdır” cevabını verdi.”(86 Ebu Davut, Sünnet 16)


EVLİLİK İLE İLGİLİ AYETLER


وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

"Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır."  (Rûm; 21) buyrulmuştur.


وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ  وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ
"Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir."  (Nûr; 32) 





Not: Bu yazı evlilik ile ilgili ayet ve hadisler, peygamberimizin evlilikle ilgili hadisleri, evlilik ile ilgili hadisler ve ayetler, evlilik ile ilgili sorular, islamda evlilik ve nikah, islamiyette evlilik hayatı ileilgilidir.