21 Kasım 2017

İBADET İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER




İBADET İLE İLGİLİ AYETLER


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
"Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla."

****

رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

"Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin."  (Bakara; 128) 



فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْراًۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

"Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur."  (Bakara; 200) 


قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصاً لَهُ د۪ين۪يۙ

"De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim."  (Zümer; 14) 


وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ

"Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!"  (Hicr; 99) 


وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـٔاً وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراًۙ

"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez."  (Nisâ; 36) 


اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناً وَتَخْلُقُونَ اِفْكاًۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

"Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz."  (Ankebût; 17) 


قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قُلْ لَٓا اَتَّبِـعُ اَهْوَٓاءَكُمْۙ قَدْ ضَلَلْتُ اِذاً وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ

"De ki: Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzularınıza uymam, aksi halde sapıtırım da hidayete erenlerden olmam."  (En'âm; 56) 


اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ

"(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız."  (Fâtiha; 5) 


قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

"De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir."  (En'âm; 162) 


اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

"Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."  (Fâtiha; 2) 


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ

"Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz."  (Hac; 77) 


وَلَقَدْ بَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولاً اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَۚ فَمِنْهُمْ مَنْ هَدَى اللّٰهُ وَمِنْهُمْ مَنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُۜ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

"Andolsun ki biz, «Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının» diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!"  (Nahl; 36) 


İBADET İLE İLGİLİ HADİSLER


Ebû Mâlik el-Eş’arî’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Temizlik imanın yarısıdır (parçasıdır).”

****

Abdullah b. Ömer’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) minberde ayakta iken şöyle buyurdu:

“Sizden kim cumaya gelirse gusül abdesti alsın!”

****

Âişe’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Misvak kullanmak, ağzın temiz kalmasına ve Rabb’in razı olmasına sebeptir.”

****

Câbir’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kim ezanı işittiği zaman: 


أَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّآمَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَآئِمَةِ اٰتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذ۪ى وَعَدْتَهُ


Okunuşu:


"Allâhümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmmeh, ve's-salâti'l-kâimeh, âti Muhammedeni'l-vesîleteve'l-fadîlete, veb'ashü makâmem-mahmûdeni'l-lezîva'adteh.” 

Manası:

“Ey bu eksiksiz davetin ve kılınan namazın sahibi! Muhammed'e vesîle'yi ve fazîleti ver. O'nu, vaat ettiğin Makam-ı Mahmûd üzere dirilt" diye dua ederse kıyamet gününde o kimseye şefaatim vacip olur.”


****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah’ı (s.a.v) şöyle derken işittiğini söylemiştir:

“Ne dersiniz, birinizin kapısında bir nehir olsa da orada hergün beş defa yıkansa onun kirinden eser kalır mı? Orada bulunanlar, “Kirinden hiçbir şey kalmaz.” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah beş vakit namaz sayesinde günah ve hataları siler.”

****

Târık b. Şihâb’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Cuma namazı, cemaat halindeki her Müslüman’ın kılması gereken bir farzdır. 

Şu dört kimse müstesnadır: Köle, kadın, çocuk, hasta.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu: Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Oruç sırf benim içindir, onun mükâfatını (dilediğim gibi) ben vereceğim. 

Kulum arzularını, yemesini ve içmesini benim için terk etti. Oruç bir kalkandır, perdedir. 

Oruçlu için iki sevinç vardır: 

Biri, iftar ettiği vakitteki sevincidir, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu vakitteki sevincidir. 

Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kim yalan sözü ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affedilir.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Malının zekâtını verdiğin zaman, malındaki fakirin hakkını ödemiş olursun.”

****

Esmâ’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“İnfak et. 

Cimrilik gösterme ki Allah da senden lütuf ve rızkını esirgemesin! 

Sakın para biriktirip saklama ki Allah da senden bereketini saklamasın.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kötü söz söylemeden ve günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Umre, diğer umreye kadar geçen süre içinde işlenen günahlara kefarettir. Kabul olunmuş bir haccın (hacc-ı mebrûrun) karşılığı da ancak cennettir.”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Kim bir imkân bulurda kurban kesmezse bizim namazgâhımıza (mescidimize) yaklaşmasın!”

****

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Gece karanlıkları gibi ortalığı kaplayacak olan kargaşa (fitne) dönemlerinde salih ameller işlemekte acele ediniz. 

O zamanda insan, mümin olarak sabahlar, kâfir olarak geceler veya mümin olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”

****

İbn Ömer’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“İslam beştemel üzerine kurulmuştur:

Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Elçisi olduğuna şehadet etmek, 

Namaz kılmak, 

Zekât vermek, 

hHcca gitmek ve ramazan orucunu tutmak.”

****

Nu’mân b. Beşîr (r.a) diyor ki: Ben Rasûlullah’ı (s.a.v) şöyle buyururken işittim:

“Şüphesiz dua tam bir ibadettir.” 

Sonra da şu ayeti okudu:

“Rabb’iniz şöyle buyurdu: 

Bana dua edin, kabul edeyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir.”

****

Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Rabb’ini zikredenle zikretmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.”

****

Ebû Hureyre (r.a) diyor ki: Ben Rasûlullah’ı (s.a.v) şöyle buyururken işittim:

“Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’a istiğfarda bulunuyor ve ona tevbe ediyorum.”

****

Abdullah b. Amr lbnil As (R.A.) der ki: Peygamber'imiz (S.A.S.) bana şöyle buyurdu:

“Ya Abdullah, bir zamanlar geceleri ibadetle geçirdiği halde sonradan geceleri ibadetle geçirmeyi terkeden filân kimse gibi olma.”

****

İbni Abbas (R.A.) bir Arefe günü Peygamber'imiz (S.A.S.) ile birlikte idi;

“Resulullah arkadan gelenler arasında büyük bir gürültü ve deve dövülmesi sesi duyunca kamçısını arkadan gelenlere çevirerek şöyle buyurdu :

"Ey insanlar, ağırbaşlı olunuz; çünkü ibadet acelecilikle olmaz."


UBUDİYET VE KULLUK



(Risale-i Nur'da ubudiyet/kulluk)

"Ubudiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile Ona iltica etmeli, rububiyetine karışmamalı. Tedbiri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini itham etmemeli..."(Sözler, Yirmi Üçüncü Söz)

"İnsanda iki vecih var. Birisi, enâniyet cihetinde şu hayat-ı dünyeviyeye nâzırdır. Diğeri, ubudiyet cihetinde hayat-ı ebediyeye bakar."

"Evvelki vecih itibarıyla öyle bir biçare mahlûktur ki, sermayesi, yalnız, ihtiyardan bir şa're (saç) gibi cüz'î bir cüz-ü ihtiyarî; ve iktidardan zayıf bir kesb; ve hayattan, çabuk söner bir şule; ve ömürden çabuk geçer bir müddetçik; ve mevcudiyetten çabuk çürür küçük bir cisimdir. O haliyle beraber, kâinatın tabakatında serilmiş hadsiz envâın hesapsız efradından nazik, zayıf bir fert olarak bulunuyor."

"İkinci vecih itibarıyla ve bilhassa ubudiyete müteveccih acz ve fakr cihetinde, pek büyük bir vüs'ati var, pek büyük bir ehemmiyeti bulunuyor. Çünkü, Fâtır-ı Hakîm, insanın mahiyet-i mâneviyesinde nihayetsiz azîm bir acz ve hadsiz cesîm bir fakr derc etmiştir -tâ ki, kudreti nihayetsiz bir Kadîr-i Rahîm ve gınâsı nihayetsiz bir Ganiyy-i Kerîm bir Zâtın hadsiz tecelliyâtına cami geniş bir ayna olsun."(İkinci Mebhas)

"İKİNCİ MEYVE: Ey nefis! Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız."(Yirmi Dördüncü Söz)

"İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyacına da nihayet yoktur. İnsana tevdi edilen açlıkla nimetlerin lezzetleri tebarüz ettiği gibi; insandaki kusur, kemalât-ı Sübhâniye derecelerine bir mirsaddır. İnsandaki fakr, gınâ-i rahmetin derecelerine bir mikyastır. İnsandaki acz, kudret ve kibriyâsına bir mizandır. İnsandaki tenevvü-ü hâcât, envâ-ı niam ve ihsanatına bir merdivendir. Öyleyse fıtratından gaye ubudiyettir. Ubudiyet ise, dergâh-ı izzetine kusurlarını Estağfirullah ve Sübhânallah ile ilân etmektir."

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Gafil olan insan, kendi vazifesini terk eder, Allah'ın vazifesiyle meşgul olur. Evet, insan, gafletten dolayı, iktidarı dahilinde kolay olan ubudiyet vazifesinin terkiyle, zayıf kalbiyle rububiyet vazife-i sakîlesinin altına girer, altında ezilir. Ve aynı zamanda bütün istirahatini kaybetmekle âsi, şakî, hâin adamların partisine dahil olur."

"Evet, insan bir askerdir. Askerlik vazifesi başka, hükûmetin vazifesi başkadır. Askerlik vazifesi tâlim, cihad gibi din ve vatanı koruyacak işlerdir. Hükûmetin vazifesi ise, erzakını, libasını, silâhını vermektir. Binaenaleyh, erzakını temin için askerliğe ait vazifesini terk edip ticaretle-meselâ-iştigal eden bir asker, şakî ve hâin olur. Bu itibarla, insanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebâir, takvâsıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır."(Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale)


İBADET VE ÖNEMİ


Kullarını belli bir maksatla yaratan ALLAH Teala, onları yaratmasındaki sebebi, kendisine ibadet etmek olarak açıklamaktadır. İbadet; ALLAH Teala’nın huzurunda kulluk tavrını takınmaktır. İbadet, Rabbinin isteklerine boyun eğmek, O’na itaat etmek ve O’nun büyüklüğü karşısında küçüklüğü¬nü kabul etmek, O’nun kudreti karşısında kendi acizliğini bilmek demektir.

İnsanı diğer varlıklardan ayrı kılan özelliklerin en başında gelen, insanın ALLAH’ı tanıma kabiliyetine sahip oluşudur. ALLAH’ı tanıma¬nın ölçüsü de, emrettiği ibadetlere sarılmak, yasakladığı işlerden de kaçınmakla olur. Yapılan her iş, ALLAH’ın arzusuna ve rızasına uygun olursa, istisnasız olarak ibadet sayılır ve insanın kişisel olan ihtiyaçlarını gidermek noktasında dahi mükafat verilir. Her ibadet ALLAH’a yakınlık ifade eder ve her yakınlıkta taat demektir. Taat sınıfına giren her hareketin mükafatı da, dünyada şerefli bir hayat ve ahirette de cennettir.

İbadet İnsanın Yaratılış Gayesidir

İnsan niçin yaratılmıştır? Bu aleme gelişimizin sebebi nedir? Neden bir kısım insanlar ALLAH’a kulluk yapmaktalar? Bu sorular, herkesin aklından geçebilen sorulardır. Ancak bunların hiçbirisi cevapsız değildir. Bugün aklı olmayan bitki ve hayvanlara baktığımızda, onlarda son derece bir itaat kabiliyeti görürüz. Gece ve gündüzün birbirini takip edişine baktığımızda yine aynı ahengi görürüz. Hiçbir zaman geceyle gündüzün yer değiştiği olmamıştır. Hiçbir zaman mevsimlerin birbiri ile çatıştığı olmamıştır. Onlar, hepsi ne için yaratılmışsa, ona uygun davranış sergilemektedirler. 
Yaratıklar içerisinde en kıymetli varlık insandır. İnsan da, bütün varlıklardan daha üstün bir performans göstermelidir ki, diğer varlıklardan farkı ortaya çıksın. İşte insanın yaratılış gayesi, bu aleme geliş sebebi, ALLAH’a kulluk etmektir. Bu gayesini anlayan kimseler ALLAH’a kulluk ederek, gerçek hürriyete kavuşurlar. Ama ALLAH’a kulluğu terk edenler ise, başkalarına kulluk etmiş olurlar. 

İslam Dini Baştanbaşa İbadettir

Kişinin ALLAH’ın rızasını kazanmak maksadıyla yaptığı bütün işler, söylediği sözler, ortaya koyduğu düşünceler, yaptığı veya terk ettiği ameller, gizli ve açık her ne olursa olsun, insan hayatının tamamı ibadet olabilir. Burada mühim olan husus; kulun bu hareketlerinin ALLAH’ın emrine uygun düşmesidir. Bu hali ile kul daima ibadet halinde demektir. İslam Dininde, ibadetin hayatın bütün yönlerine yansıması; evvela insan ile Rabbi arasında belirir, sonra kişiyle diğer insanlar arasında. Böylece hayatın her diliminde, Dinin belirlediği ölçüler İbadet olarak tanımlanmıştır.

İbadetlerin Çeşitleri

Dinimizde üç çeşit ibadet vardır. Bunlar: Bedenle yapılan ibadetler. Namaz ve oruç gibi. Mal ile yapılan ibadetler. Zekat ve sadaka gibi. Hem beden ve hem de mal ile yapılan ibadetler. Hac ve cihad gibi. 
İbadetlerin Hem Kişisel ve Hem de Toplumsal Yönü Vardır
Bedenle yapılan ibadetlerde, kalbe ait bir kısım ibadetler vardır ki bunlar, ibadetin ruhunu oluştururlar. Tıpkı kemiğin içindeki ilik, damarın içindeki kan gibi. Bunlar: ALLAH ve Resulünü her şeyden fazla sevmek, ALLAH’tan saygıyla korkmak, Tevbeyle ona yönelmek, Din’de ihlaslı olmak, Hükümlerine sabır, Nimetlerine şükür, Kazaya rıza, Tevekkül, Rahmetinden ümitli olmak, Azabından korkmak gibi hususlardır. 

Muhtaç olana el uzatmak, Başkasının ihtiyacını gidermek, Mü’minlerin derdi ile dertlenmek, Gönlü kırık insanlarla ilgilenmek, Zulme uğrayana yardımcı olmak, Sığınmasız kimseleri himaye etmek, Dul ve yetimleri gözetmek, Cahile dinini öğretmek, Garipleri savunmak, Yolcuya kılavuzluk etmek, İki kişi arasını barıştırmak, gibi toplumsal ilişkiler de ibadetin şümulü içerisine girer. 

İyilikleri emretmek, Kötülükten vazgeçirmek, Kafir ve Münafıklarla cihad etmek, İslam memleketlerinin sınırlarını korumak gibi, hem ferdi ve hem de devleti ilgilendiren hususlar da İbadetin şümulüne giren hususlardandır.

İbadetleri Geçersiz Kılan Şeyler

Bütün bu güzel davranışları kökünden yok eden bir kısım şeyler vardır ki; Kendini ve Amellerini beğenmek, Riya’, ve Başkaları tarafından övülmeyi sevmek, Makam hırsına kapılmak, Başkasının sahip olduğu nimeti kıskanmak, gibi hususlardır ki, insanı sonunda perişan eder, amellerini boşa çıkarır, ilahi lütuftan mahrum bırakır.

Hulasa; ALLAH Teala’nın razı olduğu herhangi bir söz, iş, gizli ve açık herhangi bir amel İbadettir. Bundan başka, Şirk, Küfür, Nifak, Fısk, Adam öldürmek, Zina, Yalan yere şahitlik, Yalan söylemek, Günah meclisinde bulunmak, gibi Din nazarında günah ve çirkin sayılan hal ve davranışlardan uzak durmak da ibadetin şümulü içerisine girer. Buna göre; namaz kılan bir Mü’min ibadet ettiği gibi, içki içmeyen bir Mü’min de ibadet etmiş olmaktadır. Yani emirlere riayet ve yasaklardan sakınmak, her ikisi de ibadetten sayılır.

İbadetleri Geçerli Kılan Şeyler

Bir kısım kaideler vardır ki, bunlara uyulduğu sürece ibadetler kaybolmaz ve kişinin ALLAH katında derecesi artar.
- Tevbeyi çoğaltmak. 
- İstiğfara devamlı olmak. 
- Duayı genelleştirmek. 
- Helal yiyip içmek. 
- Dünya sevgisini kalbe yerleştirmemek. 
- Ahiret endişesini öne almak. 
- ALLAH’ı sevenlerin yanında ve ALLAH’ı sevmeyenlerin karşısında olmak. 
- Yaptığı ibadetini gözünde az görmek. 
- İbadetini kabul olunacağına inanarak ve beğenerek yapmak.
Bu kaidelere uyularak yapılan herhangi bir ibadet, hem dünyada kalp temizliğine kavuşur ve ahirette de ebedi nimetlere erişir.

İbadetlerin Faydaları

İbadetin insana kazandırdığı pek çok faydalar vardır ki, bazıları şunlardır: 
- İbadet, kalbe ve imana kuvvet verir. 
- İbadet, insanı ahlak yönünden olgunlaştırır. 
- Düşünce ufku geniş olur. 
- Toplumda güvenilen bir şahsiyet olur. 
- Dünyada en büyük mutluluğa sahip olur. 
- ALLAH’a karşı görevini yapan, insanlara karşı da en güzel şekilde görevini yerine getirir. 
- Kişi ruhen güçlü olur. 

İBADETİN ÖNEMİ İLE İLGİLİ KISSA


Hz. İsa (a.s.) bir gün seyahat ederken, dağda bir ihtiyara tesadüf eder ki, ihtiyar güneşin sıcağında ibadet ve taat ediyor.

Hz. İsa ( a.s.): 

Ey ihtiyar, güneşten, kardan ve yağmurdan korunacak derecede bir şey yapıp da içinde ibadet etsen olmaz mı? Ya Nebiyallah, peygamberlerden duydum ki, dünyada 700 yıldan fazla ömür sürülmezmiş. O sebeple o kadar ömrü dünya tamirine sarf etmeyi uygun görmediğim için bu hali seçtim. 

Ey ihtiyar, sana bundan daha acib bir şey haber vereyim. Ahir zamanda bir kavim gelecek ve ekserisinin ömürleri 100 yıla varmayacak. Böyle olduğu halde 1000 yıllık ömür tedariki ederek, çok yüksek binalar, köşkler, bağ ve bahçeler ve nice mülkler bina edecekler.

"Ya İsa, eğer o zamana ulaşsaydım, Allahu Teala hakkı için o kadar ömrü bir secdede geçirirdim" der ve yanında bulunan bir mağaradaki acaib şeyleri göstermek üzere Hz. İsa ( a.s.) 'ı oraya davet eder. 

Beraberce mağaraya girerler ki, yüksek bir taht üzerinde bir meyyit ve başı ucunda bir mermer direk vardır. Direğin üzerinde ise şunlar yazılıdır: Ben filan padişahım.(bir rivayette Şeddad imiş) 1000 yıl ömür sürdüm. 1000 şehir bina ettim ve 1000 tane bakire kız aldım. 1000 tane padişahla muharebe edip, askerlerini helak ederek memleketlerini ellerinden aldım. Fakat neticede bu hale geldim. Ey akıllı ve alim olanlar benden ibret alın. Hz. İsa(a.s.), bunu görünce hayrette kalır ve yoluna devam eder.



Not: Bu yazı, ibadet ile ilgili hadisler, ibadet ile ilgili ayetler, ibadet ile ilgili ayetler ve anlamları, ibadet ile ilgili kıssalar, ibadetin önemi ile ilgili hikayeler, ibadet nedir risale-i nur, ibadetin insanlar için önemi kısaca ile ilgilidir.