21 Kasım 2017

KABİR AZABINDAN KORUNMA DUASI



****
"Kim, her gece Tebârekellezî bi-yedihi’l-mülk sûresini okursa, Allah Teâlâ onun vesilesiyle onu ka­bir azabından korur. 
****

Ebu Hureyre'den (RA) rivâyet olunduğuna göre Nebi (SAV) şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ ثَلَاثُونَ آيَةً شَفَعَتْ لِرَجُلٍ حَتَّى غُفِرَ لَهُ، وَهِيَ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ.)) [ رواه الترمذي وأبو داود وابن ماجه ]

"Kur’ân’da otuz âyetlik bir sûre vardır ki, bağışlanıncaya dek okuyanına şefaat eder. O, Tebârekellezî bi-yedihi’l-mülk sûresidir." (Tirmizî, hadis no: 2891. Ebû Dâvud, hadis no: 1400. İbn-i Mâce, hadis no: 3786)

Tirmizî hadis hakkında; "bu, hasen hadistir" demiştir:

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye, "Mecmû'u'l-Fetâvâ", c: 22, s: 277'de ve Elbânî; "Sahih-i İbn-i Mâce", hadis no: 3053'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

Yukarıdaki hadisten maksat; insanın, Mülk sûresini her gece okuması, hükümlerine göre yaşaması ve bu sûrede haber verilen şeylere îmân etmesidir.

****

Abdullah b. Mes'ud'dan (RA) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( مَنْ (قَرَأَ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ) كُلَّ لَيْلَةٍ مَنَعَهُ اللهُ بِهَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَكُنَّا فيِ عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نُسَمِّيهَا الْمَانِعَةَ، وَإِنَّهَا فيِ كِتَابِ اللهِ سُورَةٌ مَنْ قَرَأَ بِهَا فيِ كُلِّ لَيْلَةٍ فَقَدْ أَكْثَرَ وَأَطَابَ.)) [ رواه النسائي وحسنه الألباني في صحيح الترغيب والترهيب ]

"Kim, her gece Tebârekellezî bi-yedihi’l-mülk sûresini okursa, Allah Teâlâ onun vesilesiyle onu ka­bir azabından korur. 

Biz, Rasûlullah (SAV)'in zamanında, bu sûreyi Mânîa sûresi  (koruyucu sûre) diye adlandırırdık. 

Bu sûre, Allah'ın kitabında öyle bir sûredir ki, kim her gece onu okursa, çok ve hayırlı ameller işlemiş sayılır." (Nesâî, (6/179). Elbânî, "Sahihi't-Terğîb ve't-Terhîb", hadis no: 1475'de hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.

****

İbn Abbas (ra)dan şöyle rivayet edilmiştir: Sevgili Peygamberimizin (sas) ashâbından birisi bir kabrin üzerine çadırını kurmuştu, ancak onun bir kabir olduğunu bilmiyordu Bir de baktı ki, orada bir adam Mülk (Tebâreke) Sûresini okuyor Sonuna kadar okudu Bunun üzerine çadır sahibi Hz Peygambere gelerek, Ey Allahın Resûlü, ben çadırımı bir kabir üzerine kurmuşum; fakat onun bir kabir olduğunu bilmiyordum Baktım ki orada bir adam Mülk Sûresini okuyor, sonuna kadar okudu Resûlullah (sas) buyurdu ki: O sûre Mâniadır O zatı kabir azâbından kurtarır

****

Ebu Hüreyreden şöyle rivâyet edilmiştir: Allah Resûlü (sas) buyurdu ki: Kuranda otuz âyetli bir sûre bir adama şefaat etti Nihayet o, bağışlandı İşte bu sûre Mülk Sûresidir

****

Câbir (ra)den şöyle rivâyet edilmiştir: Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Mülk sûrelerini okumadan uyumazdı (Tirmizî, Fedâilül-Kuran, 9)

****

Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: Resûlullah (sas) buyurdular ki: Kurân-ı Kerimde otuz âyetlik (şanı yüce) bir sûre vardır Bu sûre (kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allahın onu affetmesini sağlar Bu sûre Tebârekellezî bi-Yedihil-Mülktür

****

Tirmizîde, İbnu Abbas (ra) Resûlullahın (sas) şöyle dediğini belirtir: Bu sûre (kabir azabına veya kabir azabına sebep olan günahlara karşı) engeldir, bu sûre kurtuluş sebebidir, kişiyi kabir azabından kurtarır (Tirmizî, Sevab-ül Kuran-9)

****

Âlûsî der ki: Bu sûrenin fazîleti hakkında zikredilen haberlerden dolayı söz konusu sûrenin her gece okunmasının mendub olduğu söylenmiştir 

****

“Mülk sûresi kötülüklerden engelleyici ve kurtarıcıdır Kabir azabından kurtarır”

****

“Mülk sûresini her gece okuyan kimseden Cenab-ı Hak kabir azabını kaldırır”

****

“Mülk sûresini okumadan yatma! Zira ölürsen kabirde sana yoldaş olur Her gece Mülk sûresini okuyan kimse Kadr gecesini ihyâ etmiş gibi sevâba nail olur”

****

“Ben Mülk sûresinin ümmetinmden her insanın kalbinde olmasını severim”

****

“Kur'ân-ı kerîmden otuz âyetlik bir sûre bir adama şefaat etti ve neticede mağfiret oldu O Mülk sûresidir”

****

Muhammed bin Alkamî buyurdu ki:
“Her gece Tebarake (Mülk) sûresini okuyanlara kabir suâli sorulmaz”

****

Abdullah ibni Mes'ûd buyurdu ki:
“Birisi vefat edip kabre konduğunda azab melekleri ölünün başına gelir Baş onlara der ki:
"Ona dokunmayız Zira o bana Mülk sûresini okurdu"
Sonra karın tarafına varıp otururlar O da der ki:
"Ona dokunmayınız Zira o bende Mülk sûresini ezberleyip hıfzetmiştir"
Bu sebeple bu sûreye "kabir azabını engelleyici" anlamında "Mânia" denilmiştir”

****

Abdullah ibni Mes'ûd buyurdu ki:
“Kim her gece Mülk sûresini okursa Allahü teâlâ bu sayede o kişiyi kabir azabından kurtarır”
(Mülk sûresi Kur'ân-ı kerîmde 561 - 563 sayfalar arasındadır)


MÜLK SURESİ VE ANLAMI

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
"Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla." 



تَبَارَكَ الَّذ۪ي بِيَدِهِ الْمُلْكُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ

"Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter."  (Mülk; 1) 


اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُۙ

"O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır."  (Mülk; 2) 


اَلَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۜ مَا تَرٰى ف۪ي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ

"O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?"  (Mülk; 3) 


ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئاً وَهُوَ حَس۪يرٌ

"Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir."  (Mülk; 4) 


وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُوماً لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ

"Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık."  (Mülk; 5) 


وَلِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَۜ  وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

"Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!"  (Mülk; 6) 


اِذَٓا اُلْقُوا ف۪يهَا سَمِعُوا لَهَا شَه۪يقاً وَهِيَ تَفُورُۙ

"Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler."  (Mülk; 7) 


تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ  كُلَّمَٓا اُلْقِيَ ف۪يهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذ۪يرٌ

"Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar."  (Mülk; 8) 


قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذ۪يرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ كَب۪يرٍ

"Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) yalan saymış ve: Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik."  (Mülk; 9) 


وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا ف۪ٓي اَصْحَابِ السَّع۪يرِ

"Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık! diye ilâve ederler."  (Mülk; 10) 


فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقاً لِاَصْحَابِ السَّع۪يرِ

"Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları!"  (Mülk; 11) 


اِنَّ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ

"Fakat daha görmeden Rablerinden (azabından) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük mükâfat vardır."  (Mülk; 12) 


وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِه۪ۜ  اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

"Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir."  (Mülk; 13) 


اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ۟

"Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır."  (Mülk; 14)


هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ  وَاِلَيْهِ النُّشُورُ

"Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır."  (Mülk; 15) 


ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ

"Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır."  (Mülk; 16) 


اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباًۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ

"Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte (bu) tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!"  (Mülk; 17) 


وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ

"Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymışlardı; ama benim karşılık olarak verdiğim azap nasıl olmuştu!"  (Mülk; 18) 


اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ

"Üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? Onları (havada) rahmân olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi görmektedir."  (Mülk; 19) 


اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا ف۪ي غُرُورٍۚ

"Rahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar."  (Mülk; 20) 


اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا ف۪ي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ

"Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar."  (Mülk; 21) 


اَفَمَنْ يَمْش۪ي مُكِباًّ عَلٰى وَجْهِه۪ٓ  اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْش۪ي سَوِياًّ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

"Şimdi (düşünün bakalım), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?"  (Mülk; 22) 


قُلْ هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ

"(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"  (Mülk; 23) 


قُلْ هُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

"De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız."  (Mülk; 24) 


وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

"«Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?» derler."  (Mülk; 25) 


قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

"De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."  (Mülk; 26) 


فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً س۪ٓيـَٔتْ وُجُوهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَق۪يلَ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَدَّعُونَ

"Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir."  (Mülk; 27) 


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِيَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِيَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ يُج۪يرُ الْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ

"De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?"  (Mülk; 28) 


قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِه۪ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

"De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"  (Mülk; 29) 


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْراً فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ

"De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?"  (Mülk; 30) 



Not:Bu yazı tebareke suresi ve kabir azabı, mülk suresi ile ilgili hadisi şerifler, kabir azabından koruyan zikirler, kabir azabından koruyan dua, kabir azabını kaldıran dua, peygamberimizin kabir azabı duası ile ilgilidir.