19 Kasım 2017

ÖLÜMLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER




ÖLÜMLE İLGİLİ AYETLER


وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَۜ اَفَا۬ئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ ﴿٣٤﴾  

Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar? (ENBİYA/34)


وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفّٰيكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ۟ ﴿٧٠﴾  

Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de, biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir. (NAHL/70)


ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ ﴿١٥﴾  

Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz. (MÜ'MİNUN/15)


كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ ﴿٣٥﴾  

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)


اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ ﴿٣٠﴾  

Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir. (ZÜMER/30)


وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ ﴿٤٤﴾  

Öldüren de dirilten de O'dur. (NECM/44)


اِنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ ﴿١١٦﴾  

Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (TEVBE/116)


لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ﴿٨﴾  

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O hem yaşatır, hem öldürür. O sizin de Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir. (DUHAN/8)


نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ ﴿٦٠﴾  

Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez. (VAKİ'A/60)


اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثاً ﴿٧٨﴾  

Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar? (NİSA/78)


اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَۚ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَداًۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ ﴿٣٤﴾  

Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)


قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذ۪ي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاق۪يكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟ ﴿٨﴾  

De ki: "Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O size (bütün) yaptıklarınızı haber verecektir. (CUM'A/8)


قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذاً لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلاً ﴿١٦﴾  

De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız." (AHZAB/16)


رَبِّ قَدْ اٰتَيْتَن۪ي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَن۪ي مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِۚ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنْتَ وَلِيّ۪  فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ تَوَفَّن۪ي مُسْلِماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَ ﴿١٠١﴾  

"Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" (YUSUF/101)


قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿١٦٢﴾  

De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir. (EN'AM/162)


وَمَا تَنْقِمُ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَٓاءَتْنَاۜ رَبَّـنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّـنَا مُسْلِم۪ينَ۟ ﴿١٢٦﴾  

"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler. (A'RAF/126)


وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّ۪ي تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذ۪ينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً ﴿١٨﴾  

Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır. (NİSA/18)


اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟ ﴿٩١﴾  

Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. (AL-İ İMRAN/91)


وَهُوَ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَقَلَّتْ سَحَاباً ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَنْزَلْنَا بِهِ الْمَٓاءَ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۜ   كَذٰلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتٰى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿٥٧﴾  

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız. (A'RAF/57)


يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ ﴿١٩﴾  

O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız. (RUM/19)


وَاللّٰهُ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَاباً فَسُقْنَاهُ اِلٰى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَحْيَيْنَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ  كَذٰلِكَ النُّشُورُ ﴿٩﴾  

Rüzgârları gönderip bir bulut kaldıran da Allah'tır. Derken biz o (bulutu) ölmüş bir beldeye sevketmişizdir. Böylece yeryüzüne ölmünden sonra onunla hayat veririz. İşte o dirilme de böyledir. (FATIR/9)

وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿٥﴾  
Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır. (CASİYE/5)

اِنَّ اللّٰهَ فَالِقُ الْحَبِّ وَالنَّوٰىۜ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَمُخْرِجُ الْمَيِّتِ مِنَ الْحَيِّۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ﴿٩٥﴾  
Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O'dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz? (EN'AM/95)

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَباًّ فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ ﴿٣٣﴾  
Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar. (YASİN/33)

اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ  قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿١٧﴾  
Biliniz ki Allah yer yüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık. (HADİD/17)

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ﴿٥﴾  
Ey insanlar ! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir. (HAC/5)

وَاللّٰهُ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ۟ ﴿٦٥﴾  
Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır. (NAHL/65)

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿١٦٤﴾  
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır. (BAKARA/164)

فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْـيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿٥٠﴾  
Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir. (RUM/50)

ÖLÜMLE İLGİLİ HADİSLER


1. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"İnsan yanıbaşında doksan dokuz ölüm olduğu hâlde tasvir edilmiştir. Bu ölüm tehlikelerini atlatırsa ihtiyar olur ve sonunda ölür."

Mutarrif radıyallahu anh. Tirmizî.

2. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Hiçbiriniz başına gelen bir zarardan dolayı sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması gerekiyorsa şöyle dua etsin:

"Allahım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise canımı al!"

Enes radıyallahu anh. Buhârî.

3. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Ölülerinize "Lâ ilâhe illallah"ı telkin edin!"

Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

4. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Ölülerinize Yâsin sûresini okuyun!"

Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

5. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"insan iki şeyden nefret eder: Ölüm oysa ölüm mümin için fitneden kargaşadan daha iyidir. Az mal oysa az malın hesabı da az ve kolay olur."

Mahmud radıyallahu anh. Ahmed.

6. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin oğlu ibrahim can çekişiyordu. Onu o hâlde görünce gözleri yaşardı.

"Ey Allahın Resûlü! Sende mi?" diye soran sahabîye şöyle buyurdu:

"Bu bir merhamet eseridir. Göz yaşarır kalb hüzünlenir fakat biz yine de Rabbimizin hoşnut olacağı şeyi söyleriz" diye cevap verdi.

Sonra da: "Ey ibrahim! Biz senin ayrılışından dolayı çok üzgünüz" dedi.

Enes radıyallahu anh. Buhârî.

7. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi."

Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

8. Bir kadına denildi ki:

"Kardeşin öldürüldü."

"Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" diyerek cevapladı.

"Kocan da öldürüldü" dediler.

"Eyvah!" dedi.

Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kadının kalbinde kocasının hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır."

Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce.

9. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Cenazeleri acele götürünüz! Eğer iyi ise bir an önce yerine ulaştırmış olursunuz kötü ise bir an önce sırtınızdan atıp rahatlarsınız."

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

10. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Cenaze gördüğünüz zaman kalkınız sizi geride bırakıncaya kadar ayakta bekleyiniz."

Amir radıyallahu anh. Buhârî.

11. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Kim bir mezar kazarsa Allah ona cennette bir köşk bina eder.

Kim bir cenaze yıkarsa annesinden doğduğu günki gibi tüm günahlarından sıyrılır.

Kim bir ölüyü kefenlerse Allah ona cennet giysilerinden bir giysi giydirir.

Kim yaslı bir kimseye taziyette bulunursa Allah ona takva elbisesi giydirir ruhlar içinde onun ruhuna da merhamet edilir.

Kim başına bir musibet gelen kişiyi teselli ederse Allah ona cennet giysilerinden dünyada pahası biçilmez iki elbise giydirir.

Kim cenazenin ardından gidip de gömülünceye kadar beklerse Allah ona üç kırat sevap verir. O üç kırattan sadece bir tanesi Uhud dağından büyüktür.

Kim bir yetimi ya da bir dulu koruyup gözetirse Allah onu gölgesinde gölgelendirir ve cennetine girdirir."

Câbir radıyallahu anh. Taberânî.

12. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bir ölüyü gömdükten sonra şöyle dua etti:

"Allahım! Sen onun Rabbisin onu sen yarattın. Onu islâma sen hidâyet ettin. Ruhunu alan da sensin. Gizli ve açık hâllerini en iyi bilen sensin. Onu affetmen için aracılık etmeye geldik ne olur onu bağışla!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

13. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Ben size kabir ziyaretini yasaklamıştım artık ziyaret edebilirsiniz. Çünkü onlar size âhireti hatırlatır."

Büreyde radıyallahu anh. Müslim.

14. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Ölülerimize sövmeyin söverseniz dirilerimizi üzersiniz."

İbn Abbas radıyallahu anh. Nesêî.

15. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın vasiyeti yanında olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur."

İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

16. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Kişinin yaşarken bir para sadaka vermesi ölürken yüz para sadaka vermesinden daha hayırlıdır."

Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

17. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ben hastayken ziyaretime geldi. "Vasiyet ettin mi?" diye sordu.

"Evet" dedim.

"Ne kadar vasiyet ettin?"

"Allah yolunda malımın tümünü..."

"Çocuklarına ne bıraktın?"

"Onlar iyidirler ihtiyaçları yoktur."

"Onda birini vasiyet et!" buyurdu.

Bunu ben pek az buldum artırmaya çalışıyordum. Nihâyet "üçte bir" dedim.

"Üçte bir olur hatta üçte bir bile çoktur" buyurdu.

Saad radıyallahu anh. Buhârî.

18. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne bir dinar ne bir dirhem ne bir köle ne bir câriye bırakmadı. Ondan kalan bir binek bir silah ve Allah için verdiği bir tarladan ibarettir.

Amr radıyallahu anh. Buhârî.

19. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kurândan başka bir şey bırakmamıştır.

İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

20. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Mümin can çekişirken rahmet melekleri beyaz bir ipekle gelip "Haydi sen Allahtan Allah da senden razı olarak doğru Allahın rahmetine ve cennetine sana kızgın olmayan Rabbe doğru çıkıp gidiver" derler.

Bunun üzerine misk gibi güzel bir koku saçarak çıkar melekler onu birbirlerine verirler. Gök kapılarına el üstünde getirirler ve derler ki "Yerden size gelen bu koku ne kadar da ferahlatıcı!"

Sonra onu mümin ruhların yanına götürürler. Onlar sizden birinizin gurbette olan yakınına kavuştuğu zaman duyduğu sevinci duyarlar.

Yanına gelip sorarlar: "Fülan ne yaptı fülan ne âlemde?"

Cevap verirler: "Bırakın onu o dünya zevkine dalmıştı."

Gelen ruh: "O öldü size hâlâ gelmedi mi?" der.

"Öyleyse o Haviye cehennemine götürüldü" derler.

Kâfir can çekişirken azap melekleri ellerinde bir kamçı ile gelirler ve derler ki:

"Haydi sen Rabbine karşı kızgın ve Rabbin de sana karşı kızgın olarak Allahın azabına doğru çıkıver."

O da leş kokusundan daha kötü bir koku içinde Allahın azabına doğru çıkar. Sonunda arzın kapısına iletirler.

"Ne kötü bir koku!" diyerek onu kâfirlerin ruhlarının bulunduğu yere götürürler."

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

21. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Kabir âhiret konaklarının ilkidir. Kim orada kurtulursa artık gerisi kolaydır. Kim de orada kurtulamazsa gerisi ondan daha zordur.

Hangi manzara ile karşılaştımsa kabri ondan daha korkunç buldum."

Hani radıyallahu anh. Tirmizî.

22. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Eğer siz lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız bu kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça anın!

Kabir her gün şöyle konuşur:

"Ben gurbet eviyim. Ben içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim."

İnanmış bir kul gömülünce kabir ona şöyle der:

"Merhaba hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin."

Sonra o kabir genişler genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.

Azgın ve kâfir kula gelince kabir ona şöyle seslenir: "Sana ne merhaba ne hoş geldin ne safa geldin! Çünkü sen üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana geldin sana yapacaklarımı göreceksin."

Ondan sonra üzerine abanacak sıkacak sıkacak kaburgaları birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse yerde hiçbir şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için dirilinceye kadar onun etinden koparacak onu sokacaklar.

Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."



Not: Bu yazı ölüm ile ilgili yazılar, ölümle ilgili sözler dini, ölümle ilgili ayetler ve hadisler, ölümün güzelliği ile ilgili hadisler, ölümle ilgili ayet, ölümle ilgili ayetler arapça, ömür ve ecel ile ilgili ayetler ile ilgilidir.