21 Kasım 2017

YALAN İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER




YALAN NEDİR?


Aldatmak isteği veya düşüncesiyle gerçeğe aykırı olarak söylenen söz veya doğru, gerçek olmayan, uydurma, asılsız (söz, haber vb.).
(ALDATMAK)

"Yalan bir lâfz-ı kâfirdir... Bir dane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dane-i hakikat, yıkar kasr-ı hayali. Sıdk büyük esastır, bir cevher-i ziyalı. Yeri verir sükûta, eğer çıksa zararlı."

"Yalan Bir Lâfz-ı Kâfirdir."

Yalan söylemek küfre ait bir sıfattır. Zira her ikisi de adem (yokluk) temeli üstüne kurulmuştur, yani küfür de yalan da esasında olmayan şeylerdir.

Mesela, ahiret hayatı yok demek ve öyle itikat etmek hem küfür hem de yalandır. Çünkü ahiret vardır ve Allah onu bize kitabında bütün delilleri ile ispat etmiştir. Öyle ise ahirete yok demek hem vakaya mutabık olmayan bir yalan hem de Allah’ı hafife alma manasında küfrü içeren bir bühtan bir iftiradır.

"Bir dane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dane-i hakikat, yıkar kasr-ı hayali. Sıdk büyük esastır, bir cevher-i ziyalı. Yeri verir sükûta-eğer çıksa zararlı."

"Yalana yer hiç yoktur, çendan olsa faideli. Her sözün doğru olsun, her hükmün hak olmalı. Lâkin hakkın olamaz her doğruyu söz etmek. Bunu iyi bilmeli. 'Huz mâ safâ, da’ mâ keder.'  kendine düstur etmeli."(Sözler, Lemeat) 

Bu cümlede ana tema, hakikat ve gerçeklerin hayallerden üstün olduğudur. Hakikatin buradaki manası her şeyin özü ve gerçekliğini olduğu gibi yansıtmak anlamındadır. Bir şeyi olduğu halinden eksik ya da fazla anlatmak, o şeyin hakikatini ve gerçekliğini giderir ve çirkin bir hale sokar. Bu da özü itibari ile yalandır. Yalan; bir şeyi olduğundan farklı göstermek ve gerçekliğini bozmaya yeltenmek demektir.

Mesela Peygamber Efendimizin (asm) ayı ikiye bölme mucizesi, güzel ve kafi bir hakikat ve sıdk iken, hayalperestler bu hakikate hayali olarak şu ilaveyi yapmışlar: "Sonra ikiye bölünen ayın bir yarısı Allah Resulünün sağ cebine diğer yarısı ise sol cebine girdi." diyerek, hakikatin aslını zedelemişler, kıymetten düşürmüşler. İşte bu nevi hayaller hakikati bozmaktan ve deforme etmekten başka bir işe yaramaz. Halbuki mucizenin hakikat olan aslı, böyle sürülerle hayali şeylerden daha güzel ve daha tesirlidir. Bu ilave aslı itibari ile de yalandır, zira olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermek insanları ifsat ve aldatmak demektir.

Bir insan yüzlerce hayal üretse ve bunu kitap şekline çevirse, bunun insanlara olan tesiri çok cüzi ve basittir; ama bir cümle hakikat veya özlü bir deyim binlerce insana rehberlik ve istikamet sağlayabilir. Mesela Risale-i Nur'un hakikatli bir cümlesi, yüzlerce cilt hayal ürünü romandan daha tesirli ve daha ikna edicidir, diyebiliriz.


YALAN İLE İLGİLİ AYETLER



بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
"Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla." 


وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً

"Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur."  (İsrâ; 36) 

****

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ

"İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın."  (Kâf; 18) 

Her iki âyet dili korumakla ilgili bölümde, ikinci âyet ayrıca "Nemîme yasağı" konusunda geçmiş bulunmaktadır. Oralarda yaptığımız yorumlar bu konuda da aynen geçerlidir. Burada şuna işaret etmekle yetineceğiz. Buhârî, birinci âyetteki, bizim "peşine düşme" diye tercüme ettiğimiz lâ takfu kelimesinin lâ tekul = söyleme" diye de yorumlandığına işâret etmektedir (Buhârî, İ'tisam, 7). 

Bu mâna, konumuza daha uygun düşmekte ve o zaman âyet, "Hakkında bilgin bulunmayan sözü söyleme" ya da "Bilmediğin konuda görüş beyan etme!" demek olur. İkinci âyet ise, zaten bilerek veya bilmeyerek söylenen her sözün mutlaka kaydedildiği gerçeğini hatırlatmaktadır. O halde bu iki âyet, bilerek yalan söylemeyi öncelikle yasaklamış olmaktadır.

YALAN İLE İLGİLİ HADİSLER


Abdullah İbni Mes'ûd radıyallâhu anh''den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

- "Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır".

Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 80; Tirmizi, Birr 46; İbni Mâce, Mukaddime 7; Dua 5

Hadiste, yalan konuşa konuşa insanın yalancılığı âdetâ meslek edineceği, yalana iyice alışacağı, yalana alışan insanın da fücûr denilen her türlü kötülüğe hazır hale geleceği bildirilmektedir. Fücûrun ise insanı cehenneme götüreceği anlatılmaktadır. Bu tesbit, yalan konusunda son derece dikkatli olunması için çok ciddi ve açık bir uyarıdır. Yalanın küçüğü büyüğü olmaz demektir. Ayrıca yalancılığın ve sahteciliğin İslâm'da yeri olmadığını ortaya koymaktadır.

Yalancılığı âdet edinen kişinin Allah katında "kezzâb" diye tescil edilmesi, yalanın insanı ne kadar ağır ve kötü bir duruma düşürdüğünü göstermektedir. Âhirete ait sonuç ise, cehennem olmaktadır.

Bilindiği gibi yalan, dile ait bir âfettir. Dil ise, kalbin sözcüsü olarak insanın tüm organlarını ve davranışlarını etkilemektedir. Diline -en azından- bilinçli olarak yalan söylememek konusunda hâkim olabilen kişi, büyük ölçüde kendisini hadiste haber verilen kötü âkıbetten korumuş demektir.

Açıklamakta olduğumuz yasaklar bölümüne ait hemen her konudaki yasağın ısrarla uhrevî yönüne dikkat çekildiği görülmektedir. Çünkü müslüman için gerçek ve sonsuz olan hayat âhiret hayatıdır. Orada müslümanı sıkıntıya sokacak olan herşeyden burada uzak kalmak ve böylece hem dünyada mutlu ve hem de âhirette mutlu olmaya bakmak en akıllıca iştir. Çünkü müslüman, âhiretini ihmal etmeden dünyayı yaşayan insandır ve bu, onun diğer insanlardan en temel farkını oluşturmaktadır. Sorumluluk bilinci de ancak âhiret inancı ve hesap kaygısı olan kişilerde görülebilir.

O halde hem dünyada mahcûbiyetlere sebep olması hem de âhirette cehenneme götürmesi düşünülerek yalana ve yalancılığa asla iltifat etmemek, müsâmaha göstermemek, ondan mümkün olduğunca uzak kalmak ve doğru konuşup dürüst olmaya bakmak lâzım gelmektedir.

YALANIN HÜKMÜ


1. Yalan konuşmak haramdır.

2. Yalanı küçük gören ve işlemeye devam eden ona alışır ve sonunda yalancılar defterine yazılır.

3. Yalan, insanı her türlü kötülüğe sevkeder.

4. Fücûr denilen kötülükler de insanı cehenneme götürür.

5. İman ile yalan birbirine tamamen zıddır. Müslüman mümkün mertebe yalandan uzak kalmalı, doğru sözlülüğü ve dürüst davranışı seçmelidir.

YALAN İLE İLGİLİ PEYGAMBER KISSASI


Bir gün Hz. Peygamber çocuğuna seslenen bir kadını duyar. Kadın çocuğuna şöyle diyordu; 

"Buraya gel, sana bir şey vereceğim." 

Hz. Peygamber (sav), "Ne vereceksin?" diye sorar. 

Kadın, "hurma" cevabını verir. 

Bunun üzerine Peygamberimiz, "Eğer çocuğa, bir şey vereceğim deyip de vermeseydin, bu söz senin amel defterine yalan olarak yazılacaktı" der. (Ebu Davud Edep 79) 

MÜSLÜMAN YALAN SÖYLEMEZ


Hz. Peygamberin yanına biri gelir ve efendimize şöyle sorar;

"Ey Allahın Resulü, Müslüman içki içebilir mi?" 

Hz. Peygamber (sav), "İçebilir. Günaha girmiş olabilir" der. 

"Müslüman hırsızlık yapabilir mi?" diye sorar. 

Peygamberimiz (sav); "Yapabilir" der. 

"Müslüman zina yapabilir mi?" diye sorar. 

Efendimiz, "Yapabilir" buyurur. 

Bunun üzerine adam sorar, "Peki, yalan söyler mi?" 

İşte o anda Hz. Peygamber doğrulur ve hiddetle şu cevabı verir; "Hayır! Müslüman yalan söylemez." 


Zira yalan, "doğruluk üzerine kurulan" Peygamberlik müessesesinin bütün ilkeleriyle çatışır. 

Ticaretimizde, ikili ilişkilerimizde doğruluk ilkesine riayet ettiğimiz çok söylenemez. 

Namazla, hacla, imamla, camiyle, Kur'anla, yalanın bir yerde olamayacağını düşünemiyoruz. 

Doğruluk mutlaka kazandırır. 

Görüntüde kaybettirse de, neticede kazandırır. Çünkü doğrunun sahibi ve ortağı Allah'tır./Riyâzüs Sâlihin


Not: Bu yazı yalan nedir kısaca, yalan nedir zararları nelerdir, yalan ile ilgili ayetler, yalan ile ilgili hadis, yalan ile ilgili sözler, risale i nur yalan bahsi, yalan söylemek hadis, yalan söylemek ile ilgili kıssalar ile ilgilidir.