23 Aralık 2017

LOKMAN HEKİM VE ŞİFA




Lokman Hekim ve Şifalı Bitkiler


Eski inanışlara göre insanoğlunun ihtiyaç duyduğunu veren her şeye Tanrı ismi verilmişti. Bu inanışlara göre yağmuru Yağmur Tanrısı gönderiyor, güneşi Güneş Tanrısı kontrol ediyor, hastalıklara şifayı da Şifa Tanrısı veriyordu. Buna göre Bergama, dünya medeniyet tarihinde önemli bir mevki işgal eden bir krallık başşehri ve Eski çağın en mühim Tanrılarından olan Asklepios - Şifa Tanrısı kültürünün merkezlerinden biridir.

Bergama'da ortalama 700 yıl (M. Ö. 450 - M. S. 300) şifa sağlayan Asklepios Mezhebi yaşamış ve milâddan önce II. yüzyılda olduğu gibi milâdın II. yüzyılında da şöhretinin en yüksek noktasına ulaşmıştır.

Bugün Virankapı'dan Ayvazali bahçesine kadar bir kilometre kare içinde bulunan antikiteler bu durumu açıkça anlatmaktadır.

Eski inanışlara göre; sağlık Tanrılarından biri olan Asklepios'un M.Ö. V. yüzyılda Elen Tanrılar âlemine girdiği ve V. yüzyılda Epidauros'dan İstanköy ve Bergama'ya yayıldığı anlaşılmaktadır. Yine bunun gibi rüyaları yoran Bergama'nın Sağlık Tanrısı Telesphoros da aynı yerlerde saygı görmüştür.

Asklepios adına kurulan Asklepionlar bütün hastaları tedavi eden ve her derde derman olan yerler olarak söhret kazanmıstır.

Asklepios, hastalıkların teşhisinde ve hastaların tedavisinde o kadar yüksek mahâret göstermişti ki günün birinde ölüleri dahi diriltmeye muvaffak olmuştu. Baş Tanrı Zeus'ün bu kudretini kullanan Asklepios, babası Güneş Tanrısı Apollon'un araya girmesine vakit kalmadan Zeus'ün yıldırımlarıyla çarpılarak cezalandırılmıştı.

Asklepionlar'da tecrübeye dayanan çeşitli tedavi arasında basta telkin geliyordu. Hasta daha çok inancı ile başbaşa kalıyordu. Mabedin altında rüya gördürmek suretiyle tedaviye girişilmesi de bundan ileri geliyordu (1).

Bununla beraber, Anadolu halkının eskiden beri kullandıkları otlardan, köklerden yapılan ilâçların da bu arada önemli bir yeri vardı (2).

Hekimler derler ki; "Allah kulları için otlar yarattı. Her birinin derde deva ve ,bir maraza şifa için Lokman Hekime bildirdi. Bir ot ben falan derde devâyım derdi. Bin türlü ot yarattı. Her birine bir hasiyet verdi. Ve bu otların 770 derdi insanın eliyle dermandır" (3).

Kuran-ı Kerimde — biz Lokman'a hikmet ihsan eyledik — ayetini ihtiva eden Lokman suresi ile Lokman'ın mevkii yükseltilmiştir.

Lokman'a verilen ilim ve hikmet ilham ile olan bilgidir. Eşyanın hakikatini bilmek ve hakikatin icabı üzere yerli yerine koymak ilmine sahip olan Lokman, bu ilminden bir cüz olan tıp ilmini nebatlar, madenler üzerinde asıllarının iktizası üzere göstermek suretiyle bu ilmin mucid ve müessisi olmak şerefini kazanmıştır.

Hazreti Muhammed, Lokman hakkında; Düşüncesi derin, her şeyin güzelliğini yakından bilir, kalbi sevgi ile dolu olup muhabbete mazhar bir kuldur. Ve kendisine hikmet ihsan olunmuştur, buyurmuştur.


Fahri Razı Tefsir-i Kebir'de der ki; Tanrı eşyanın hepsini insanların menfaati için yaratmıştır. Yeryüzünde insanların faydalanması ve hayatlarının bakası için nebatlar, mâdenler ve hayvanlar yaratıldı. Hekimlerin meydana getirdiği türlü türlü ilâçlarda bunlardan vücut buldu.

Bosnevî ise; Lokman yeryüzünde seyahat ederek tıp ilmini dünyanın her tarafına yaymıştır. Bin yıl yaşamış ve pek çok talebe yetiştirmiştir. Kendisine müracaat eden hastaları iyi etmek suretiyle insanlığa hizmet etmiştir. Daha nice seneler sonra yetişen âlimlerin cümlesi Lokman'ın kurduğu esaslar üzerinde yürüyerek tıp fennini şimdiki dereceye kadar yükselttiklerini, kaydeder (4).

Lokman, Azer evlâtlarından olup İbrahim Halil Peygamberin neslindendir (5).

Ömür sürdüğü bin yıl İçinde bir çok nebilerle görüşmüş ve Hazreti Davud'un ateşli elinde meydana gelen kalkanı sabırla seyretmiştir (6).

Hikmette derin bilgisi vardı, Altın mürekkeple, yakut kalemle billur üzerine yazılacak hikmetleri, cami sözleri vardır (7).

Lokman'm hakimane tavsiyelerinden bir kaçı şunlardır;Lokman'a sormuşlar; en büyük nimet nedir? Eyi huylu olmak. En hayırlı mal nedir? Sağlık, cevabını vermiştir. Bir gün kendisine, bir insanın en acı ve en tatlı uzvu neresidir? diye sorarlar; - Bunlar yürek ve dildir. Sahibinin iyi olmasıyla tatlı, sahibinin fena olmasıyla acı olurlar (8).

Lokman bir gün, ayakyolunda çok kalan arkadaşına; 

"Ayakyolunda çok oturma ciğerlere hastalık gelir. Çok tutma illet verir" der. 

Arkadaşı da herkese ders olsun diye bu sözü ayakyolunun üstüne yazdırır (9).

Yine meşhur tavsiyelerinden biri de;

"ayağını sıcak tut başını serin, mideni hafif tut düşünme derin" sözüdür. 

Altı öğüdü de söyledir; 

Kesretle sakın cima etme, Lezzetine anin tama etme. 
Gece uyu, gündüz ol biydâr. 
Hapsi bevletme sakın zinhar.
Nisfülleyi olicek sakın nagâh.
Uyanıp su içem deme ey sah. 
Her taam üstüne yemi nimet, 
Ta ki görmiyesin elemü siklet (10).

Lokman'ın tıbbî varlığı da büyük bir kudret taşıyordu; Bütün otlar kendisine, hangi derde deva olduklarını söylerdi. Bu yüzden her hastaya derman bulunurdu. Yalnız bir defa basından söyle bir olay geçti. Zamanın büyüklerinden birinin kızı hastalanmıştı. Lokman derdine çare bulamadı.

Bir gün kızın iyi olduğunu kendisine haber verdiler. Aradı, sordu; ayvadan damlayan sudan şifa bulduğunu anlayınca sırrını kendisinden sakladığı için kızdı. "Suyun kurusun" diye beddua etti (11).


Lokman'ın Ahlâki Hikmetleri


Lokman'ın ahlâki hikmetleri hakkında çok kıymetli malûmat vardır. Bunlardan biri şudur; 

Uzun bir seyahatten dönen Lokman, köyüne yakın bir yerde kölesiyle karşılaştı. Ailesini ve köyünü sorar, köle; 
— Anan, baban dünyadan göçtüler.
— Ya! Bunların haklarına riayette kusur etmek endişesinden kurtuldum.
— Kız kardesin de vefat etti.
— İnsanlık hali, kendisinden bir fenalık çıkar; ailemizi mahcup eder, düşüncesinden kurtuldum.
— Erkek kardesin de öldü.
— Ah, simdi belim büküldü. Kanatlarım kırıldı.
— Oğlunda vebaya kurban gitti, deyince Lokman;
— Simdi yüreğim yarıldı. Ciğerlerim parçalandı. Diyerek ağlamıştır (12).

Hekimliğin bütün ilaçlarını ve sırlarını oğluna öğretmiş olan Lokman, bir gün kendisine de ecelin vefa etmeyeceğini düşündü. Bütün bildiklerini talebelerine öğretmek istedi (13).

Lokman, bir gün kuşları topladı. Cennet ile cehennem arasındaki can suyundan getirene 500 yıl ömür vereceğini söyledi. Akbaba uçtu, istenilen suyu getirdi. Fakat gagasından suyu verirken döktü. Lokman bundan çok kederlendi. Akbabanın çok yasaması sebebinin de bu sudan bir damlasını yutmuş olmasından ileri geldiğini söylerler. 

Günün birinde büyük Hekim hastalandı. İshalini kestirmek mümkün olmadı. Lokman bitkin bir halde idi. Kendisinden ümidi kesmişti. Son bir hamle yapmak için talebelerini topladı "Öldüğüm zaman beni hamama götürün. Vücudumu hamur gibi yoğurun. Su kalıba yerleştirin". "Rafta duran üç kavanozdan birincisini göbeğime, ikincisini basıma, üçüncüsünü göğsüme dökün, Muvaffak olursak, ebedî hayat sırrı bulunmuş olacaktır". Ölümünden sonra bütün bunları yaptılar. Yeni bir Lokman meydana geliyordu. Heyecan içinde göğsüne dökecekleri kavanozu yere düşürürler. Kavanozun suyu merdivenleri kaynattı. Çıkan buhar talebelerin gözlerinden acı yaşlar akıttı. (14).

Bütün dertlere şifa olan otlar, kökler ve emsemler dahi bir gün âciz kaldı. Ve (Lokman, bile ecele çare bulamadı) sözü ezeli hayat kanunlarının derin mânâsını belirtmiş oldu (15).

Bununla beraber, milâttan önce yirminci ile onuncu yüz yıllar arasında yaşadığı tahmin olunan Lokman Hekim ile milâttan önce altıncı yüzyıldan sonra yaşatılan Asklepios mezhebinin Anadolu'da ve Bergama'da meydana getirdiği tedavi usulleri ve ilâçları asırlar boyunca hüküm ve nüfuzdan düşmedi.

Milâdın ikinci asrında o zamanki medeniyet dünyasına söhreti yayılan, Roma imparator sarayının hekimi olan Bergama'lı Calinos Hekim (Galenus)un yazdığı beş yüz kitabın değerini ve onun tıbba olan büyük hizmetini, îbni Sina'nın El-kanun adını taşıyan eserlerinden anlamış bulunuyoruz.

Hipokrat hekime (hekimlerin babası) denildiği gibi, Calinos da (kökçülerin babası) unvanını almıştır. Calinos otlardan, köklerden şifalı ilâç yapmakla ün almış ve eski attarların (şimdiki eczacıların) babası sayılmıştır.

131 — 210 yılları arasında yasayan Calinos hekime (Hatemül etibbaül kibarül muallimin) denilmiştir.

Bu büyük şöhreti karsısında karnındaki illete deva bulamayan Calinos hekim talebelerine sunu söylemiştir.

—Ben öldükten sonra su fındık kadar madenden birini bir örs üstüne koyunuz. Birini de su dolu bir destiye atınız.

Bunu yaptılar. Koca bir örs eridi; aktı, iz bırakmadan kayboldu. Destideki su da buz tutmuştu.

Bu akılları durduran olay karsısında bilginler; (Calinos hekim her şeyin ilmini, fennini buldum. Ancak ölümün çaresini bulamadım) demek istediği sonucuna varabilmişlerdir (16).

Bütün bunlar, bugünkü tıbbın esasını kurmuş olmakla ayrı bir değer ve özellik taşımaktadır. Tıbbî folklora hizmet bakımındandır ki, bu kitaptaki şifalı otlar ve emsemlerin toplanması için yıllarca üzerinde çalışılmak zahmetine katlanılmıştır.


(1) Bak; Bergama Tarihinde Asklepion.
(2) Prof. Arkeolog G. Welter'den notlar.
(3) El yazması bir tıp kitabının 13 üncü babından.
(4) Muhiddini Arabi'nin Fususûl-hikem kitabını serheden Bosnevî cilt - 1, Sayfa- 292
(5) Ruhül-beyan surei Lokman cilt - 3, Sayfa - 48.
(6) Tefsiri Tibyan, cilt - 5, sayfa - 332.
(7) Mirâtül-kâinat, cilt - 1, sayfa - 348.
(8) Kesfül-esrar ve tefsiri" tibyan, cilt - 5, sayfa - 332.
(9) Ruhül-beyan, cilt - 3, sayfa 50.
(10) Sarı Sultan Selim devrinde yazılmıs el yazması bir kitabından.
(11) Ticaretle karadan Hindistan'a kadar giden Halil Kurabiyecinin not defterinden.
(12) Envarül-âsıkîn; sayfa - 157.
Ruhtil-beyan; cilt 3 - sayfa - 51.
(13) Lokman'm oğlu tefsiri Beyzavîde Enam, Eskem ve Masat adlarını alır. Tefsiri
Hâzin ise yalnız ikisini yazmaktadır.
(14) Halk bilgisi haberleri mecmuası; sayı - 52
(15) Filistin'in Remle sehrinde vefat ettiği kabul edilen Lokman hekim hakkında Taberi
tarihinin ikinci cildinde bilgi verilmektedir.
(16) Uyunül-enba; sahife



Bu yazı hazırlanırken; 1938 Eylülünde Yugoslavya'da toplanacak olan Beynelmilel Tıp Tarihi Kongresine, İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü tarafından götürülmek üzere ilk defa Bergama Müzesi Müdürü ve Ansiklopedisi Âlimi OSMAN BAYATLI tarafından küçük bir kitap halinde hazırlanan ve 1938 de basılan ve daha sonra 1955 yılında genişletilmiş olarak basımı yapılan — Sifalı Otlar ve Lokman Hekim — eserinden faydalanılmıştır. Ve lokman hekim, şifalı bitkiler, lokman hekim efsanesi kısaca, lokman hekim kimdir, lokman hekim şifa kitabı, lokman hekim ve şifalı bitkiler, bergama şifalı bitkiler ile ilgilidir.