4 Nisan 2018

KASİDE-İ DÜRR-Ü MEKNÛN

(Saklı inci) 

Bu kaside kaside; İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Nû’man ibn-i Sâbit radiyallâhü anhüma tarafından Ravza-ı mutahharayı ziyareti esnasında irticalen ve aniden söyledikleri bir kaside olup, Efendiler Efendisi Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme muhabbet ve yakınlık murad etmişler ve kimsenin duymayacağı bir şekilde Huzur-u Rasûlüllah’da tekellüm eylemişlerdir.
İmam-ı Âzam ziyaretten sonra Medine-i Münevvere müezzininin kendi kasidesini irâd ederken görünce şaşırıp baka kalmış ve sormuştur:
-Bu kaside kime aittir?
Müezzin: -Ebû Hanîfe Nû’man ibn-i Sâbitin’dir.
-Onu tanıyor musun? -Hayır.
-Öyle ise bu kaside-i kimden öğrendin?
Müezzin dedi ki; -Rüyamda, Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bana okudu ve bende ezberledim. Ayrıca, kaside-i minarelerden okumamı istedi.
Bu sözler üzerine İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe radiyallâhü anhın gözlerinden yaşlar boşandı.

KASİDE-İ DÜRR-Ü MEKNÛN (Saklı inci)



بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 

يا سيد السادات جئتك قاصدا أرجو رضاك و أحتمي بحماكا 
Ey efendiler Efendisi! 
Himayene sığınarak, rızana kavuşmak maksadıyla huzuruna geldim. 

و الله ياخير الخلائق ان لي قلبا مشوقا لا يروم سواكا 
Yaratılmışların en hayırlısı yemin olsun ki, Zât’ına âşık olan ve başkasını istemeyen bir kalbim vardır. 

و بحق جاهك انني بك مغرم و الله يعلم أنني أهواكا 
Allah Teâlâ biliyor, makamının hakkı için sana tutkunum ve nefsim bile seni arzuluyor. 

أنت الذي لولاك ما خلق امرؤ كُلاًّ و لا خلق الورى لولاكا 
Efendim! 
Şayet olmasaydın kâinat bütünüyle varlığa çıkamadığı gibi hiçbir şeyde yaratılmayacaktı. 

أنت الذي من نورك البدر اكتسا و الشمس مشرقة بنور بهاكا 
Efendim! 
Zâtınla ay nurlara bürünürken, güneş doğacak nurlara sahip oldu. 

أنت الذي لما رفعت الى السما بك قد سمت و تزينت لسراكا 
Efendim! 
Miraç ettinde, ziyaretinle semalar yüceldi ve süslenip değerlendi. 

انت الذى نا داك ربك مرحبا ولقد دعاك لقربه وحيا كا 
Efendim! 
Allah Teâlâ, zâtını yakınlığına ve sohbet-i selamına çağırarak “Merhaba, Ey Sevgilim” dedi. 

أنت الذى فينا سالت شفاعة ناداك ربك لم تكن لسواكا 
Efendim! 
Rabbinle aranıza kimsenin girmeyeceği sohbete kavuşmuş iken bizim (ümmet) için şefaat dilendin. 

أ نت الذى لما توسل آدم من زلة بك فاز وهوأ باكا 
Efendim! 
Âdem aleyhisselâm beşerî yönden baban iken hatasının affına zâtını vesile kıldı. 

وبك الخليل دعا فعادت ناره بردا وقد خمدت بنور سناكا 
Hz. İbrahim Halîlullâh aleyhisselâm ateşe düşerken zatınla duâ etiğinden, ateş külleşip serinliğe döndü. 

ودعاك أ يوب لضر مسه فأزيل عنه الضر حين دعاكا 
Eyüb aleyhisselâm başına bela geldiğinde, zâtına dua edice, çektiği sıkıntı giderildi. 

وبك المسيح أتى بشيرا مخبرا بصفات حسنك مادحا لعلاكا 
Efendim! 
Hz. İsâ aleyhisselâm zâtının güzel sıfatlarını methederek yüceliğini müjdeleyici olarak geldi. 

وكذاك موسى لم يزل متوسلا بك فى القيامة محتما بحماكا 
Yine; Mûsâ aleyhisselâm zâtına kopmayacak bağlılığını ve himayeni kıyamette kadar bırakmayacaktır. 

والأ نبياء وكل خلق فى الورى والرسل والأ ملاك تحت لوا كا 
Efendim! 
Yaratılanların hepsi, nebiler, rasüller ve melekler sancağın (hükmün) altındadırlar. 

لك معجزات أعجزت كل الورى وفضائل جلت فليس تحا كى 
Yaratılmışları aciz bırakan mucizelerin ve faziletlerin anlatılacak gibi değildir. 

نطق الذراع بسِمه لك معلنا والضب قد لباك حين أتاكا 
Efendim! 
Yemek zehirliyim derken, kertenkele “lebbeyk” sedasıyla huzura geldi. 

والذئب جاءك والغزالة قدأتت بك تستجير وتحتمى بحماكا 
Huzuruna kurt ilticada bulunmak ceylan himayene sığınmak için koşuşarak geldiler. 

وكذا الوحوش أ تت إليك وسلمت وشكى البعير إليك حين رآكا 
Yine huzuruna vahşi hayvanlar gelip selam verdiler. Zât’ını görünce deve’de (sahibini) şikâyet edebildi. 

ودعوت أشجارا أتتك مطيعة وسعت إليك مجيبة لندا كا 
Ağaçlar, davet ettiğinde isteyerek ve koşarak çağrına icabet ettiler. 

والماء فاض براحتيك وسبحت جم الحصى بالفضل فى يمناكا 
Sular elinden coşup taşarken, tuttuğun çakıl taşları faziletinden tesbihe başladılar. 

وعليك ظللت الغمامة فى الورى والجذع حن إلى كريم لقا كا 
Bu âlemde bulut yalnız Zâtını gölgelerken, (dayandığın) hurma kütüğü kavuşmak arzusuyla inlemişti. 

وكذاك لا أثر لمشيك فى الثرى والصخر قد غاصت به قدما كا 
Efendim! 
Yumuşak toprak (kum) izini göstermezken, katı taşta ayakların batarak iz tutardı. 

وشفيت ذا العاهات من أمراضهم وملات كل الارض من جدواكا 
Dertlilerin hastalıkları şifa bulur, yeryüzü cömertliğine gark olurdu. 

ورددت عين قتادة بعد العمى وابن الحصين شفيته بشفاكا 
Ebû Katâde’nin körleşen gözünü iade edip, İbn-i Husayn’ı şifanla (hususi-tükrüğün) iyileştirdin. 

وكذا حبيب وابن عفر بعدما جرحا شفيتهما بلمس يداكا 
Efendim! 
Hubeyb ve İbn-ü Afra ölüm yaraları ellerinin bir dokunuşuyla şifa buldu. 

و علي من رمد به داويته في خيبر فشفى بطبيب لماكا 
Hayber’de Ali’nin göz ağrısına temiz tükrüğün şifa vermişti. 

وسألت ربك في ابن جابر بعدما أن مات أحياه وقد أرضاكا 
Efendim! 
İstediğinde Rabbin razı olman için ölmüş İbn-i Cabirin oğullarını diriltti. 

و مسست شاة لأم معبد بعدما نشفت فدرت من شفاكا رقياكا 
Ümmü Mabedin süt veremez koyunu şifâlı okumanla sütleri akar oldu. 

و دعوت ربك عام القحط معلنا فانهل قطر السحب حين دعاكا 
Kıtlık yılında Rabbine sesli duâ ederek (elini açtığın) zaman göğ ağıp yağmur taneleri sağnak şekilde bıraktı. 

ودعوت كل الخلق فانقادوا الى دعواك طوعا سامعين نداكا 
Efendim! 
Mahlûkatı çağırdığın zaman “işittik ve severek itaat ettik” diyerek boyun eğdiler. 

و خفضت دين الكفر يا علم الهدى ورفعت دينك فاستقام هناكا 
Ey alem-i Hüda! 
Küfrü yerle bir edip, dosdoğru dinin İslâm’ı yücelere çıkardın. 

أعداك عادو في القليب جمعهم صرعى وقد حرموا الرضا بجفاكا 
Rızândan mahrum düşmanlarının hepsi ettikleri eziyetleri ile Kalib Kuyusu’na sara tutmuş ölüler gibi tıkıldılar. 

في يوم بدر قد أتتك ملائك من عند ربك قاتلت أعداكا 
Bedir günü, Rabbin katından gelen melekler düşmanlarını öldürdüler. 

و الفتح جاءك يوم فتحك مكة و النصر في الأحزاب قد وافاكا 
İsteyince Mekke’yi fethettiğin gün, fetih (mânâ ve madde âleminin) kapılarını açan Rabbin, Ahzab (Hendek) savaşında ummadığın yerden yardım etti.[28] 

هود و يونس من بهاك تجملا و جمال يوسف من ضياء سناكا 
Hûd ve Yunus (aleyhismeselâm) zâtının kıymetiyle iyiliğe ererken, Yusuf’ta güzelliğini nurunun parıltısından aldı. 

قد فقت يا طه جميع الأنبيا طرا فسبحان الذي أسراكا 
Ey Tâhâ! 
‘Sübhanellezi Esrâ’ sırrına ererek, bütün enbiyadan üstün oldun. 

و الله يا يسين مثلك لم يكن في العالمين و حق من نباكا 
Ey Yâ-Sîn 
Yemin olsun ki! Zâtını nebi seçen Allah hakkı için, âlemlerde bir benzerin yoktur. 

عن وصفك الشعراء يا مدثر عجزوا و كلوا عن صفات علاكا 
Ey Müddesir! 
Şairler sıfatlarını ve yüceliğini vasfetmekten aciz ve yorgundurlar. 

انجيل عيسى قد أتى بك مخبرا و لنا الكتاب أتى بمدح حلاكا 
İsa’nın İncil’i geleceğini haber vermek, kitabımız Kur’an güzelliğini (hilyeni) öğmek için geldi. 

ماذا يقول المادحون وما عسى أن تجمع الكتَاب من معناكا 
Ey Efendim! 
Şanına layık manalar hakkında medhediciler ne diyebilir, yazarlar toplanıp ne yazabilirler. 

و الله لو أنَ البحار مدادهم و الشعب أقلام جعلن لذاكا 
Allah Teâlâ’ya yemin olsun ki, methetmede denizler, mürekkepleri, ağaçlar da kalemleri olsa, 

لم تقدر الثقلان تجمع ندرة أبدا و ما اسطاعوا له ادراكا 
İnsanlar ve cinler toplansa, zât’ını kavramaya idrakleri erişemeyeceği gibi nadir (vasıflarını) toplamayada ebedî güçleri yetmeyecektir. 

بك لي فؤاد مغرم يا سيدي و حشاشة محشوة بهواكا 
Ey Efendim! 
Sana âşık kalbim, sana tutkun ve arzunla kuşatılmış bir nefsim var. 

فاذا سكتُ ففيك صمتي كله و اذا نطقت فامدح علياكا 
Suskunluğum hep Seninle dolu, konuştuğum zamanda hep yüceliğini övmekteyim. 

و اذا سمعت فعنك قولا طيبا و اذا نظرت فما أرى ِالاَّ كا 
Her zaman Zâtından tatlı güzel sözler işttim. Bakışlarımda ancak Seni görmek istemektedir. 

يا مالكي كن شافعي في فاقتي انيِ فقير في الورى لغناكا 
Ey sahibim! 
İhtiyaç âleminde zenginliğine muhtaç olan bu fakirine, darlık zamanımda şefaatçim olmanı (niyaz ediyorum). 

يا أكرم الثقلين يا كنز الغنى جد لي بجودك و ارضني برضاكا 
Ey insanlar ve cinlerin en keremlisi, ey yaratılmışların bütün üstünlüklerini kendinde toplayan Efendim! 
Bana cömertliğinden kerem ettiğin gibi kendi rızanla da benden razı ol. 

أنا طامع بالجود منك و لم يكن لأبي حنيفة في الأنام سواكا 
Ben Senin cömertliğine tamah ediciyim, zira Ebu Hanife’nin, kâinat içinde Senden başka kimsesi yoktur. 

فعساك تشفع فيه عند حسابه فلقد غدا متمسكا بعراكا 
Her sabah ve her akşam, Senin getirdiğin kopmaz ipe sarılarak hesap günü gününde şefaat edeceğini ummaktayım. 

فلأنت أكرم شافع و مشفع ومن التجى بحماك نال رضاكا 
Şefaat edenlerin, şefaati kabul edilenlerin en keremlisi, iltica edene rızanı ve himayeni esirgemezsin! 

فاجعل قراى شفاعة لي في غد فعسى أرى في الحشر تحت لواكا 
Kıyamet gününde azığım olacak şefaatını ve mahşerde ‘Hamd Sancağı’ nın altına beni de almanı ummaktayım. 

صلى عليك الله يا علم الهدى ما حنَّ مشتاق الى مثواكا 
Allah Teâlâ’nın salât kıldığı Ey âlemi Hüdâ! âşıklarının merkadine yüz sürmeye iştiyakı (özlemi) bitmez. 

و على صحابتك الكرام جميعهم و التَابعين و كلِّ من والاكا 
Ve, Allah Teâlâ’nın salâtı seçkin arkadaşlarına, onlara tabii olana ve dostluğuna yönelmişlerin hepsine olsun ***
Kaside-İ Dürr-ü Meknûn Faziletleri 
İmam-ı Nesefî “Tuhfe” isimli eserinde Şemsü’I Eimme-i Hulvanî (radiyallâhü anh) den şu naklettiğine Dürr-ü Meknûn kasidesinin birçok fazilet ve sırları vardır. 
1-Her gün Ravza’nın hizmetçileri olan melekler ve Kerûbiyân bu kaside-i şerifeyi sabah, akşam okurlar. 
2-Bu kaside-i okumaya devam edenlere afetler, kaza ve belalar uğramaz. 
3-Düşmanlarını sevindirecek bir kötülükle karşılaşmazlar. 
4-Ani gelen ölümden emin olurlar. 
5-Bulunduğu eve ve mekâna veba gibi bulaşıcı hastalıklar girmez. 
6-Okuyana ve bulunan yere büyü işlemez. 
7-Devam edenlerin gönlü sevinç ve ferah dolar. 
8-Günahları bağışlanır. 
9-Her ne dilek için yedi gün ara vermeden devam edilirse istenen şey gerçekleşir. İşte İbni Abbas (radiyallâhü anhuma) bana bunları anlatmıştı ki, ben uyandım. O zamana kadar bu kasideden haberdar olmadığım için Mekke-i mükerreme ve Medine-i Münevvere’de aradım. Nihayet, Bağdat’ta kâmil bir mürşidin yanında buldum. O şeyhi kâmil de duyulmamış diğer bazı özelliklerini bana nakletti. Ömrüm oldukça ben de onu okumaya devam edeceğimi adadım.
10-Sadakatle okuyana son nefeste iman nasip olur. 
11 -İhlâsla okumaya devam eden hiç fakirlik görmez. 
12-Şevk ile kıraatine devam edene kem göz ve nazar isabet etmez. 
13-Halisane okuyana hile ve tuzak işlemez. 
14-Bir memlekete genel bir felaket isabet etse, bu kaside halisane okununca Allah Teâlâ onu def eder. 
15-Okuyan kişinin bütün amelleri makbul olur. 
16-Kasidenin akabinde yapılan her dua kabul olur. Ayrıca Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemi görmek niyeti okunursa rüyada görülür. Eğer manevi durumu müsait değilse bir Allah Teâlâ dostu ona tebşiratta bulunacaktır. 


Not: Bu yazı, kaside i dürrü meknun, dürrü meknun faziletleri, dürrü meknun kasidesi, peygambere mektup, imamı azam kasidesi, en güçlü dualar, şifalı dualar, şifa duaları, kabul olan dilek duası ile ilgilidir.

0 YORUM:

Yorum Gönder